Konjonktürellik Testi!

e-Posta Yazdır PDF

Bazen dost meclislerinde, sohbet ve müzakere ortamlarında geçmişte yaşamış ve hayatlarıyla bizlere rehberlik eden ulvî şahsiyetlerle ilgili farazî bir soru gündeme getirilir: “Acaba tarihin filanca döneminde neş’et etmiş falanca büyük ve mühim zât bugün aramızda olsa, bizim şu an karşılaşmakta olduğumuz problemlere karşı nasıl bir tavır takınırdı?”

Bu tür bir soruyu gündeme getirmenin ve o mübarek zâtları bugüne taşıma faraziyesine vücut vermenin arka planında, genellikle,  bugün çıkmaza düştüğümüz müşkil meseleler karşısında doğru tavrın ne olduğu hususunda o örnek şahsiyetlerin bakış ve duruşlarından istifade etme gibi bir hedef mündemiçtir.

Mesela “Bugün yüzyüze olduğumuz şu sorun karşısında Efendimiz (sav) hayatta olsa nasıl bir tutum sergilerdi? Veya Hz. Ebubekir (ra) olsa ne yapardı?” gibi sorular, çoğunlukla o hakikat kahramanı zâtları bugüne taşıma ve onların yol-yordamlarını transfer etme gayretiyle ilişkilidir.

Ne var ki, böyle bir yöntem, bizzat bu akıl yürütmeyi yapanların indî-kişisel yaklaşımlarından arındırılamayacağı için, son tahlilde objektiviteden yoksun bir yaklaşımdır. Böylesi bir metodun istifadeye açık yanları olsa da, tümüyle geçmişten bugüne hayalen taşınan zâtın yaklaşımını yansıttığını iddia etmek imkânsızdır. Son tahlilde bu, bir tahmini açığa çıkarmaktan öte bir işleve vücut veremez.

Ancak kanaatime göre, bizim bugünkü tavır ve yaklaşımlarımızdaki isabet düzeyini, eşya ve hâdiselere bakışımızdaki genel algı biçimini test etme adına, yukarıda andığımız yöntemin tam tersi, yani geçmişi bugüne getirme değil de, bugünü geçmişe taşıma,  bize oldukça mühim veriler sunabilir.

Şunu kastediyorum:

“Hz. Ebubekir (ra) bugün yaşasaydı şu olay karşısında nasıl bir tavır sergilerdi?” sorusunu sormaktan ziyade, küçük bir özne ve zaman değişikliğiyle soruyu şu şekilde sormak: “Biz Hz. Ebubekir (ra)’ın döneminde yaşasak ve onun yerinde olsak onun o zaman karşılaştığı filanca mesele karşısında nasıl bir tutum takınırdık?”

Bu iki farklı zaman dilimini birbiri yerine tasavvur etmenin bir tür anakronizm olduğu, yapılacak doğru şeyin her olayı kendi zaman ve mekân şartları içinde değerlendirmek olduğu ifade edilerek bir itiraz dile getirilebilir. Bu itirazda haklılık payı da vardır ama ben, özellikle bugünden geçmişe uzanıp, kendimizi tarihin bir döneminde yaşanmış herhangi bir hadisenin kahramanı olarak tahayyül ettiğimizde, bugün olaylara ne ölçüde konjonktürel bir gözlükle baktığımızın ispatı mahiyetinde ipuçlarına rastlayacağımızı düşünüyorum.

Hz. İbrahim’in (as) puthaneye girip kendilerine ibadet edilen putları kırması hadisesinde -bugünkü kafa yapımız ve zihnî işleyiş biçimimizle- o zamana ışınlansaydık ve o ulu’l azm nebinin yanında yöresinde yaşayan bir kişi olsaydık, kim bilir hangi mevhum maslahat ve mazarratlar aklımıza sökün ederdi de, bunun hikmetten hâlî bir tasarruf olup olmadığı sorusu kıymık gibi beynimize batıverirdi?

O devirde neşet etseydik, “Namaz kılarız ama zekât vermeyiz!” fitnesine karşı “Tek başıma kalsam da, şayet bunlar Allah Resulü’ne verdikleri bir eğeri benden esirgerlerse onlarla savaşırım!” diyen Hz. Ebubekir’in (ra) kararlılığını mı sergilerdik, yoksa bugünkü idare-i maslahatçı mantığımızla, işi türlü şekillerde yokuşa sürer, orta ve uzun vadede Din’de onulmaz gedikler açılmasına yol açacak bir ‘ortayolculuğu’ mu işletirdik?

Hz. Hud’un (as) yerinde olsaydık, toplumda o gün yaşanan refah ve kalkınmışlığın hatırına, Allah’ın emrine muhalif bir seyirde akan hayatı mazur görecek ‘zihnî açılımlar’ üretir miydik?

O zamanlarda yaşasaydık, acaba bugün olduğu gibi yine ‘dar kapı’ya iltifat etmez miydik?

Kimilerinde gözlemlediğimiz gibi, bir meslek teşekkülü hâline getirdiğimiz grubumuz, hizbimiz, derneğimiz ve cemaatimizin dünyevî selameti ve ikbali adına bugün yaptığımız gibi o zaman da oportünizmin dibini bulur muyduk?

Evet, belki bunlar hayalî ve hayalci sorular ama bazen hayalden gerçeği tashihe bir yol uzanabilir.

Hem somut ve bugüne bakan bir karşılığı olmasa da işbu sorular zihnimizin ne ölçüde konjonktürel çalıştığı konusunda bize fikir verebilir…