Arş-ın Meleklerinden Kalbi Arş’ul Kur’an Olanlara Yakarış

e-Posta Yazdır PDF

Melekler Allah-u Teala’nın nurdan yarattığı varlıklar. Günahları olmayan , yeme içmeleri bulunmayan Rabbimizin kendilerine çeşit çeşit görevler verdiği sayıları Rabbimiz tarafından bilinen melekler tahayyül edildiğinde Rabbimin müthiş kudretini göstermektedirler. Bu yazımızda dört büyük melek olan ve çok bilinen Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail dışındaki meleklerin görevleri hakkında malumat verip içinde çok hikmetleri barındıran Hamele-i Arşı yani arşı taşıyan melekleri inceleyeceğiz. 


Kiramen Katibîn

Melekleri


Kişinin sağında ve solunda bulunan meleklerdir. Sağımızda olan melek iyi işlerimizi, solumuzda olan melek ise kötü işlerimizi yazar. Bu meleklere Hafaza melekleri de denir. Kıyamet günü hesap sırasında yaptığımız işler hakkında şahitlik yapacaklardır.

“İki mütelakkiyan (yazıcı melek, insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazarlar. (İnsanın) her sözünü yanındaki gözetleyici ve yazmaya hazır bir melek yazar.”Kâf 17, 18


Münker ve Nekir


Ölümden sonra kabirde sorguya çekecek meleklerdir. Ölüye daha önce hiç görmediği bir şekilde gelecekleri için bu adı almışlardır.


Kul kabrine defnedilip de arkadaşları onu terk ettiğinde bu iki melek onun yanına gelir ve onu; Rabbin kim?  Dinin ne? Şu Muhammed denilen kimse hakkında ne dersin? Şeklinde üç soru sorarak sorgularlar. (Ebu Davud 4753, Terğib ve Terhib 7/75, Tirmizi, İbni Hibbân)


Mukarrebûn ve İlliyyûn 


Allah’a çok yakın ve O’nun katında şerefli mevkii bulunan meleklerdir, Allah’ı tesbih ve anmakla görevlidirler. 


“Hiçbir zaman Mesih de Allah’ın bir kulu olmaktan çekinmez. Melaike-i Mukarrebun da ve her kim O’na ibadetten çekinir ve kibirlenirse, bilsin ki o yarın, hepsini toplayıp huzuruna haşredecek.” (en-Nisâ 4/172).


Muakkibat melekleri  


Koruyucu meleklerdir.  “Onun (insanın) önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu koruyan muakkibât (takip edici melekler) vardır…”Ra’d 11 


Cennetle Görevli Melekler


Cennetle görevli meleklerin  başı Rıdvan isimli melektir. Onlar cennet ehlini orada ebedi kalmakla müjdelerler. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Rablerine karşı gelmekten sakınanlar bölük bölük cennete sevk edilirler. Kapıları açılmış olduğu halde oraya vardıklarında bekçileri onlara: ‘Selamun aleykum! Tertemiz oldunuz. Artık ebedi kalmak üzere girin buraya! derler.”Zümer 73


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “…Ve melekler de her kapıdan onların yanına girerler: ‘Sabretmenize karşılık selam size! Dünya yurdunun sonu ne güzeldir derler.”Ra’d 23, 24


Cehennem Görevlisi Melekler


Başları Malik isimli melektir.


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bileceksin? O ne bırakır, ne de vazgeçer, İnsanın derisini kavurur. Üzerinde on dokuz (melek) vardır. Biz cehennemin işlerine bakmakla, ancak melekleri görevlendirdik. Onların sayısını da, ancak inkârcılar için bir fitne yaptık…” Müddessir 27, 31


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin diye seslenirler. Malik der ki: Siz (öylece) kalacaksınız.” Zuhruf 77


Müjdeleyici Melekler


Bunlar mü’min kulların üzerine inerler, vefatları anında ve kıyamet gününde onları korkudan yana emin olma ve cennet ile müjdelerler.


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Şüphesiz ki: ‘Rabbimiz Allah’tır.’ deyip dosdoğru olanların üzerine melekler iner. Onlara: ‘Korkmayın ve üzülmeyin. Size vaat olunan cennetle müjdelenin. Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafur ve Rahim olan Allah’ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır derler.” Fussilet 30, 32

İnsanı Sûretlendirip Rızkını, Ecelini, Cinsiyetini ve Halini Yazmakla Görevli Melekler


Nutfe, ana rahmine düştükten 40 bazı rivayetlerde 42, 45, 120 gün ve gece geçtikten sonra Allah ona bir melek gönderir. Melek onu sûretlendirip kulağını, gözünü, derisini, etini ve kemiğini oluşturur ve o cenin hakkında Allah’ın buyurduğu şu dört hususu yazar; Erkek mi, dişi mi? Şaki mi, Said mi? Yani: Cennetlik mi? Cehennemlik mi?  Rızkı, Eceli.


Akabinde emrolunduğu şeyler üzerinde artırma ve eksiltme yapmayarak elinde bir sahife ile “…Şüphesiz ki sema gıcırdadı. Semanın gıcırdaması ise haklıdır. Çünkü semada, meleklerin Allah’a secde etmek için alnını koymasından dolayı dört parmaklık (bile boş) yer yoktur…”Tirmizi 2414, İbni Mace 4190  çıkar. Müslim 2643, 2646, Buhari 6487, 6488


Allah’a ibadet eden melekler bu melekler için Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Semada bulunan meleklerden, durmaksızın Allah’ı zikreden, O’nu tesbih eden, O’na rükû ve secde edenler vardır. Onlar bunu yaparken kibirlenmez, usanmaz ve yorulmazlar.” A’raf 206, Enbiya 19, 20


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hususu bize şöyle haber verdi: 


Salih insanların cenazelerine katılan melekler


Bazı melekler, Müslümanlarla beraber cenazeye katılır ve define iştirak ederler. Ebu Davud 3177, Nesei 2057


Cuma Günü Mescide Gelenleri Yazan Melekler


Cuma günü olunca mescit kapılarının her birinde gelenleri sırasıyla yazan, imam minbere çıkınca da sayfaları dürüp hutbeyi dinleyen melekler vardır. Buhari 891, Müslim 850/24, 25


Dua yahut beddua 

eden melekler

“Her günün sabahında iki melek iner ve bunlardan birisi: ‘Ey Allah’ım! (Malını) infak edene bir bedelini ver.’ diye dua eder. Diğeri ise:‘Ey Allah’ım! (Malını) tutana telef ver.’ diye beddua eder.”Buhari 1364, Müslim 1010/57


Seyyahun melekleri


Seyyahun melekleri gezici meleklerdir.


Bu melekler yeryüzünü gezerek zikir meclisi ararlar. “Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över.” (Müslim, Zikr 39, 38)


Amin demekle görevli 

melekler


Namazda Fatiha Suresi bitiminde amin demekle görevli melekler vardır.


Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “İmam ‘Amin’ dediği vakit siz de ‘Amin’ deyiniz. Zira kimin ‘Amin’ demesi meleklerin ‘Amin’ demesine denk gelirse, o kişinin geçmiş günahları affolunur.” buyurmuştur (Buhari, Ezan, 111-112; Müslim, Salat, 62, 87).

İnsana hayrı ilham eden melekler


“İnsanoğluna şeytanın bir dokunması olduğu gibi, meleğin de dokunması vardır. Şeytanın dokunması şerri vaat etme ve hakkı yalanlamadır. Meleğin dokunması ise hayrı vaat etme ve hakkı doğrulamadır.” (Tirmizi, 3172)


Arş-ı taşıyan melekler


Kur’an ve hadiste ilâhî hükümranlık ve taht anlamında kullanılan bir terim olan Arş, Cenâb-ı Hakk’ın, sınırsız egemenliği ve yüce haşmetiyle tecellî ettiği yerdir. Arşın büyüklüğü hayalimizi zorlar niteliktedir. Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde arşın büyüklüğünü şöyle tasvir etmiştir: 


“Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a kasem ederim: yedi sema ve yedi arz, Kürsi’nin yanında çöl bir araziye atımış bir (demir) halkadan başka bir şey değildir. Arş’ın Kürsi’ye olan üstünlüğü de tıpkı bu çölün o halkaya üstünlüğü gibidir. (İbn-i Kesir Tefsir 1- 550)”


Arşın sütunları üzerinde kelime-i tevhid yazılıdır (Süyûtî, el-Hasâisü’l-kübrâ, I, 12-13); sağında Hz. Peygamber’e tahsis edilen Makam-ı Mahmûd bulunmaktadır (Tirmizî, “Menâkıb”, 1; Müsned, I, 398). Göklerle yeryüzünün yaratılmasından önce su üzerinde bulunan arş, yedinci göğün üzerindeki firdevs (veya adn) cennetinin üstündeydi. Allah da arşın fevkindedir (Buhârî, “Tevhîd”, 21, “Bediü’l-halk”, 1, “Cihad”, 4; Tirmizî, “Tefsîr”, 6, 58, 68, “Sıfatü’l-Cenne”, 4). Alt, üst, sağ, sol gibi yönleri, ağırlığı, gölgesi, köşeleri, sütunları bulunan bu arş göğün üzerinde kubbe şeklinde duran büyük ve değerli bir nesnedir (Buhârî, “Tevhîd”, 22, 23, “Tefsîr”, 65/5; Müslim, “Îmân”, 327, “ (Yusuf Şevki Yavuz, Diyanet İslam Ansiklopedisi, , c: 3 s: 406-409, 1991)


Arşın büyüklüğü bu kadar muazzam iken arşı taşıyan meleklerin büyüklükleri de muazzam olmalıdır. Arşı taşıyan melekler sekiz tanedir. “Gök yarılmış ve o gün bitkin bir hale gelmiştir. Melekler onun çevresindedir. Ve o gün Rabbinin Arş-ını onlarında üstünde sekiz tanesi yüklenir.” (Hakka 16-17)

Akılla anlaşılması mümkün olmayan ancak duyu ve hissiyatımızla anlayabileceğimiz hamele-i arşı Hz. Peygamber (sav) şöyle anlatmıştır. “Bana Allah’ın meleklerinden olan arşın taşıyıcılarından bir melek hakkında rivayette bulunmam için bana izin verildi. Onun kulak yumuşağı ile ensesi arasındaki uzaklık yediyüz senelik mesafedir.” (Ebu Davud, Sünnet 19, (4727))


“Arşı taşıyan meleklerden İsrafil adında biri vardır. Arşın köşelerinden biri onun omuzu üzerindedir. Ayakları aşağı arzı, başı da yedinci semayı delip geçmiştir. Halık mahluktan büyüktür.” (Kütüb-i Sitte, c: 6, 366)


“(meleğin) ayakları ile topukları arasında altıyüz yıllık (yürüyüş) mesafesi vardır. Topukları ile ayak çukurları arasında altı yüz yıllık at yürüyüşü mesafesi vardır.” (Kütüb-i Sitte, c: 6, 367)


Hamele-i Arş denen bu meleklerin tesbihi  sübhanallahi ve bihamdihidir. Bu tesbihle Arş-ı tavaf ederler. Büyüklükleri tahayyülün ötesinde olan bu melekler mü’min kullar için dua etmektedirler. Mü’min suresi 5. Ayette: “Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).” Diye niyazda bulunurlar.


Yalnız bu müthiş meleklerin bağışlanmasını istediği kulların özellikleri var. Bütün mü’minler için dua etmiyorlar. Tevbe eden, yaptıklarına pişman olan, af dileyen mü’minlere dua ediyorlar. Lakin sadece tevbe etmek de yetmiyor, bir de Allah’ın yolundan gitmek gerekiyor diyorlar. Ayetin bu kısmına dikkat edelim. “Tevbe eden ve senin yolundan gidenleri bağışla ve cehennem azabından koru.”


İşte mü’min öyle bir tevbe yapacak ki onun tevbesi onun bütün hayatını değiştirip Hakk yolunda gitmesine vesile olacak. Gözyaşlarıyla kalbi günah kirlerinden arındırıp; kalbi, Hakk’ın  istivasına uygun hale getirecek. İşte o zaman mü’min kulun kalbi Arş’ul Kur’an olacak. İşte o zaman Arş-ın Melekleri kul için yakarışta bulunacak.