İbadetlerin İlki

e-Posta Yazdır PDF

Bize birisi ibadetlerin ilki nedir diye sorsa verilecek cevapları düşünüyorum da genelde namaz, zikir, abdest vb. cevapları veririz. Ancak Efendimiz (sav) hiç birimizin düşünemeyeceği bir ibadeti söylüyor: “İbadetlerin evveli susmaktır.” (Hakim, Müstedrek) Devam ediyor hadis “Dört şey insanda nadiren bulunur, susmak ki o ibadetlerin evvelidir. Tevazu, Allah’ı zikretmek ve az şeye kanaat.” İşte bunlardan ilki susmaktır. Ne kadar nadirattan yaptığımız bir şey. Gün içinde kendimizi hesaba çektiğimizde acaba günün kaç saatini susmakla, kaç saatini konuşmakla geçiriyoruz. Müslüman ölmeden önce kendini hesaba çekendir. Günlük yaşantımızda sustuğumuz hiç olmuyor mu? Tabiî ki oluyor. Televizyon izlerken mesela. Sadece kendimiz susmayız. Yanımızdakileri de sustururuz. Yanımızdaki çocuğumuza “Bi sus! Çok heyecanlı, ne dediklerini anlayamadım” deriz. Bağırırız. Ama yan komşumuz kocasını, kayınvalidesini anlatmaya geldiği zaman ne biz susarız, ne de karşımızdakini sustururuz. Dedikodu yapmanın haram olduğunu, ölü eti yemekle eş değer olduğunu bildiğimiz halde. Efendimiz “Müslümanlardan dillerinizi çekin” (Taberani) buyurduğu halde. 


Düğüne gittiğimizde Kur’an’ı Kerim okunur, biz susmayız. Kur’an okunurken dinlemenin farz olduğunu bildiğimiz halde. Ama düğünde sevdiğimiz bir şarkı seslendirildiği zaman susarız ve o şarkıya eşlik ederiz.


Namaz kılarken olumsuz bir olay olduğunda namaz tekbirlerini yüksek sesle söyleyerek konuşuruz. Ya namazda olduğumuzu belli etmek için, ya da namazdayım bitirince gösteririm sana deriz; ama namaz kılmayan birine tatlılıkla namaz anlatacağımız yerde susarız.


Ezan okunurken ezanı dinlemeyip konuşuruz; ama arkadaşımız konuşurken susar, dinleriz. 


Eşimiz sinirli olduğu zaman sabredip susamayız, eşimiz bir şey sorduğunda üç günden fazla küsmenin haram olduğunu bildiğimiz halde haftalarca konuşmayız.


Küstüğümüz insanlarla konuşmamız; sevdiğimiz insanlarla boş konuşmayıp susmamız gerektiğini biliriz ama yapmayız.


Öğretmen ders anlatırken dinlemeyip konuşuruz; öğretmen soru sorduğunda ise konuşmamız gerekirken susarız.

Arkadaşlar, akrabalar bir araya geldiğimizde konuşup halleşmemiz gerekirken ya televizyonda bir dizi izleriz ya da elimizdeki telefonla oynarız. Ama aramızda bir konu hakkında öfkeler kızıştığında tartışma ortamı oluşacağı zaman susmak gerekirken konuşuruz.


Bizler Müslümanız. Ramazan orucumuzu tutarız. Çocuklarımıza Kur’an’ı Kerim okumayı öğretiriz. Namazlarımızı bazen ihmal etsek de kılarız. Hiç olmadı cumayı muhakkak kılarız. Televizyon karşısında üç saat susabilen; ama evladı bir şey anlatırken yarım saat susamayan, evladını susturan Müslümanlarız. Öğretmenlerimiz çocuklarımızı argo bir filme götürdüğünde susan, çocuğumuza düşük bir not verildiğinde yüksek sesle konuşan Müslümanlarız. Bir ortamda Dinimiz hakkında olumsuz bir cümle sarf edildiğinde sineye çekip susabilen, ama şahsımız, partimiz hakkında olumsuz bir şey söylendiğinde susamayan Müslümanlarız. Ebu Bekir(r.a)’a hakaret edildiğinde sustuğu müddetçe yanında olan, Ebu Bekir Efendimiz hakarete cevap verdiğinde ise orayı terk eden, “Sen sustuğunda melekler seni savunuyordu, sen konuşunca melekler o ortamı terk etti, ben melek bulunmayan ortamda bulunmam” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Ya hayır söyle ya sus emrini ne söylersen söyle ama susma diye değiştiren Müslümanlarız.


Konuşmamız gerektiği yerde susan, susmamız gereken yerde konuşan Müslümanlarız işte.