ATEŞ YEMEYİ TERCİH ETTİREN SÖZ

e-Posta Yazdır PDF

Tasavvufta sefer der vatan diye bir kavram vardır. Seyr u süluk yolunda dikkat edilmesi gereken bir unsur olan sefer der vatan salikin iç alemine yolculuktur. Salikin kötü huylarından ve nefsani sıfatlarından sıyrılıp iyi huyların ve meleki sıfatların yurdu olan asli vatanına sefer etmesi demektir. Uzun süren bu yolculukta salikin birinci görevi hangi kötü huylara sahip olduğunu bilmek, ikinci görevi ise bu kötü huylardan nasıl sıyrılabileceğinin yol ve yöntemini bulmaktır.

Herkesin kötü huyları farklıdır. Ama bazı kötü huylar var ki hepimizin içine sinsice yerleşmiştir. Tedavi önemlidir ama teşhiş tedaviden daha önemlidir. Çünkü tedavinin şeklini teşhis belirleyecektir.

Herkesin sinsice içine yerleşmiş kötü huyu nedir?


Keşke Demek!


Geçmişe dönüp baktığımızda hepimizin hayatında bir yığın keşkeler olduğunu görürüz. Çok uzaklara gitmeye gerek yok aslında. Bir günlük hayatımızı gözden geçirdiğimizde keşke şöyle yapsaydım, böyle yapsaydım şöyle olmazdı gibi cümlelerin iç dünyamızı ne kadar meşgul ettiğini fark ederiz. Burada kastettiğimiz keşkeler işlediğimiz günahlardan dolayı duyduğumuz pişmanlıklar değildir. Önümüze çıkan olaylarda veya aldığımız kararlarda sık sık tekrarladığımız keşke şunu alsaydım, keşke şuraya gitmeseydim gibi ifadelerdir. Bu ifadeler kader inancı noktasında inancımızı zedelemektedir.

İç dünyamızı yoran ve bizi huzursuzluğa iten bu ifadeler hakkında Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Kuvvetli mü’min (Allah katında) zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Bununla beraber) her ikisinde hayır vardır. Sen, sana yararlı olan şeyi elde etmeye çalış. Allah’tan yardım dile ve asla acz gösterme. Başına bir şey gelirse, “şöyle yapsaydım, böyle olurdu” diye hayıflanıp durma. “Allah’ın takdiri bu, O, ne dilerse yapar” de! Zira “eğer şöyle yapsaydım” sözü şeytanı memnun edecek işlerin kapısını açar.” (Müslim, Kader,34)


Bedeni ayakta tutan ruhtur. Bu gibi ifadeler insanın ruhuna sıkıntı vererek onu depresyona iteklemektedir. Depresyondan çıkarıcı söz ise “Allah’ın takdiri bu” ifadesidir. Bu cümle Allah’a tevekkül ve teslimiyetin göstergesidir. Zira kuvvetli mü’min “Bir kul hayrıyla, şerriyle kadere iman etmedikçe; kendisine (hayır veya şerden) isabet eden bir şeyin yanlışlıkla onu atlamasının mümkün olmadığını ve kendisini atlamış olan bir şeyin de yanlışlıkla ona isabet etmesinin imkansız olduğunu bilmedikçe iman etmiş olmaz.” (Tirmizi,  Kader,10) hadisini hayatına geçirmiştir.


Mü’min kendisini güçlü kılacak her işe ve tedbire sarıldıktan sonra Allah’tan yardım dilemelidir. Zihnini keşke şöyle yapsaydım gibi faydasız ifadelerle yormak yerine İbn-i Mes’ud (ra)’ın şu sözlerini yerleştirmelidir: “Olan bir şeye keşke olmasa idi veya olmayan bir şeye keşke olsaydı demekten ise ateş yemeyi tercih ederim.”