ÜÇ KİŞİ VARDIR Kİ…

e-Posta Yazdır PDF

Hayatımız başlangıçtan ölüm anına kadar seyr halindedir. Ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler seyir halindeki arabamıza yön veren işaret levhaları gibidir. Bazı işaretleri algılama, refleks haline dönüşmüşken bazı işaretler bütün vücudu teyakkuza geçirir.  Sola dönülmez işaretini refleksle algılayan insan, radar var işaretinde bütün vücudunu teyakkuza geçirir. Acaba radar nerede var? “Üç kişi vardır ki” ile başlayan hadisler de insanı teyakkuza geçirir. O üç kişi arasında ben var mıyım? diye düşündürür. İşte bunlarda bir kaçı:


“Üç kişi vardır ki, Allah kıyamet gününde onlarla ne konuşur, ne onlara nazar eder, ne de onları günahlarından arındırır, onlara elim bir azap vardır:


Sahrada, fazla suyu bulunduğu halde ondan yolcuya vermeyen kimse.  Kıyamet günü Allah onun karşısına çıkıp “Bugün de ben senden fazlımı (lütfumu)esirgiyorum, tıpkı senin (dünyada iken) kendi elinin eseri olmayan şeyin fazlasını esirgediğin gibi” der.


İkindi vaktinden sonra, bir mal satıp müşterisine Allah-u Teala’nın adını zikrederek bunu şu şu fiyatla almıştım diye yalandan yemin ederek, muhatabını inandıran ve bu suretle malını satan kimse.


Sırf dünyevi bir menfaat için bir imama biat eden kimse; öyle ki, dünyalıktan istediklerini verirse biatına sadıktır, vermezse sadık değildir.” (Buhari Şirb 2, Hiyel 12; Müslim, İman 173)


Bu hadis-i şeriften şu sonuçları çıkarabiliriz.


1- Yanında fazlalığı bulunmasına rağmen hayati öneme sahip bir şeye ihtiyacı olduğu halde onu vermemek Allah’ın gazabını kişinin üzerine çekmesine sebeptir.

2- İkindi vakti Aliyyul Kari’nin kaydına göre karsız eve dönme saatidir.  Aynı zamanda ikindi vakti şerefli bir vakittir ve bu vakitte yapılan yalan yemin daha galizdir ki Aleyhissaletü vesselam hüküm verme meclislerini ikindi namazından sonra kurardı.


3- Hadiste geçen imamdan kasıt devlet reisidir. Ona Allah rızası için biat etmek gerekir.


“Üç kişi vardır, kıyamet gününde Allah onlara ne konuşur, ne nazar eder, ne de günahlarından arındırır. Onlar için elim bir azap vardır. Bunlar elbisesini kibirle yerler kadar salıp süründüren, yaptığı iyiliği başa kakan, malını yalan yeminlerle reklam eden kimseler. (Müslim, İman 171; Ebu Davud, Libas 28)


“Üç kişi vardır kıyamet günü Allah-u Teala onlara konuşmaz, nazar etmez, günahlardan da arındırmaz. Onlara elim bir azap vardır. Zina eden yaşlı, yalan söyleyen devlet reisi, büyüklenen fakir.” (Müslim, İman 172, Nesai, Zekat 77)

Bu hadis-i şeriflerden anlaşıldığı üzere;


1- ihtiyarlarda şehevi duygular gençlikteki gibi değildir. Gençlikte hem cahillik vardır hem de şehevi duygular baskındır. İhtiyarlıkta ise bu duygular azalmış ve kişi tecrübe sahibi olmuştur. İhtiyarın buna rağmen zina yapması ilahi emri ciddiye almamasından kaynaklanır.


2- Çocuk anne babadan, öğrenci öğretmenden, işçi patrondan korktuğu için yalan söylememesi gerekirken yalan söyleyebilir. Ama devlet reisinin korkacağı kimse yoktur. Bu yüzden devlet reisinin yalan söylemesi Allah’tan korkmadığının göstergesidir.


3- Zengin malı olduğu için büyüklenme sebebi olarak malını görebilir. Ama fakirin büyüklenecek bir şeyi olmamasına rağmen büyüklenmesi Allah’ın taksimine rıza göstermemesinin alametidir.


“Üç kişi vardır ki kıyamet günü  Allah onlara nazar etmez: Anne ve babasının hukukuna riayet etmeyen kimse, erkekleşen kadın ve deyyus kimse” (Nesai, Zekat 69)


“Üç kişi vardır ki cennete girmeyecektir: Anne ve babasının hukukuna riayet etmeyen kimse,içki düşkünü olan kimse ve verdiğini başa kakan kimse.” (Nesai, Zekat 69)


Kadının erkekleşmesi kılık kıyafet ve fiillerinde erkeklere benzemesiyledir. Yasak sadece kadının erkekleşmesi değildir. Başka hadislerde de belirtildiği gibi erkeğin de kadınlaşmasıdır.


Deyyus, hanımını kıskanmayan kimsedir ki hanımını kıskanmak fıtri bir durumdur. Ama bu fıtriyat kişinin iradesiyle zayıflatılabilir. Deyyus tabiri bu fıtri olguyu zayıflatanları hedef almaktadır.


Tevbe etmeden ölecek kadar içkiye mübtela olan kişi içki düşkünüdür. Rasulullah (sav) içki mübtelasını senede bir defa (bile olsa) üç yıl içki alan kimse diye tarif eder.


Başa kakmak ise karşı tarafın şahsiyetini ezmektir. Güzel sözün başa kakılarak eza verilen sadakadan hayırlı olduğu Bakara suresinin 263. ayetinde ifade edilmiştir.


İşte insanoğlunun üç kişi vardır ki hitabıyla başlayan bu hadis-i şerifleri kendi nefsinde tefekkür etmeli ve nefsini tezkiye etmek için çaba sarfetmelidir.