KÜSMEK HELAL Mİ?

e-Posta Yazdır PDF

Müslüman teslim olan demektir. Allah’ın emirlerine teslim olan. İtiraz etmeden uygulayan,  sadece işine gelenleri değil, işine gelmeyenleri, nefsine ağır gelenleri de gündemine alan demektir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zikir yapmak işimize gelir. Çünkü bu ibadetler ruhumuzu aydınlatır, vicdanımızı rahatlatır. Namaz kılıyor hele bir de sohbetlere katılıyorsak bizden daha müslümanı yokmuş gibi davranırız bazı zamanlar. Ama asıl mesele toplumsal ilişkilerde başlıyor.


Çocukluğumuzda yaptığımız ve o zaman diliminde kalması gereken bazı çocuksu davranışlarımızı büyümemize rağmen çocukça  sürdürürüz. Çocukken bir oyuncağı paylaşamadığımızda veya bir arkadaşımız mızıkçılık yaptığında gösterdiğimiz davranıştır küsmek. Peki büyüdük ne değişti oynadığımız oyuncak dışında?


Oynadığımız oyuncak para, oyun bozan davranışımızda benlik davası oldu. Tek farkla… Eskiden küslüğümüz bir gün bile sürmezken,  şimdi küslüklerimiz senelerce uzayıp gidiyor hatta kabre kadar bizimle gelebiliyor.


Müslüman, müslümanın kardeşidir buyuruyor Allah (c.c.) Hucurât Suresinde. O halde kardeşin kardeşe küsme hakkı var mı? Evet, var veya hayır, yok dediğinizi duyar gibiyim. Halbuki bir Müslüman hakkı olan ve hakkı olmayan davranışlarını kendisi belirleyemez. O zaman Allah Resulü’nün bu konuda buyurmuş olduğu hadis-i şeriflerine bakalım. “Bir mü’minin diğer mü’mine üç günden fazla küsmesi helal olmaz. Üzerinden üç gün geçince ona kavuşup selam versin. Eğer o selama mukabele ederse ecirde her ikisi de ortaktır. Mukabele etmezse günah onda kalmıştır.” Bir hafta önce herhangi bir konuda tartıştığımız kardeşimizi gördüğümüzde yüzümüzü çevirip, görmezden gelemeyiz. Selam verip konuşmamız gerekir. Allah Rasülüne sevgimiz O’nun (sav) emirlerine itaat ettiğimiz ölçüdedir.


Diyelim ki öğle vakti küsen bir insanın üçüncü günün öğle vaktine kadar küsmesinde günah yoktur. Ama öğle vakti geçtikten sonra küsmeyi sürdürmesi ulemaya göre nass ile haramdır. Ulema, üç günden fazla küs durmanın haram olduğunda icma eder. Domuz eti yemek nasıl haramsa bir Müslüman kardeşimize küsmek de o şekilde haramdır. Domuz eti yemekten itina ile kaçınıyorsak, bir kardeşimize küsmekten de o ölçüde kaçınacağız.


Üstelik Allah Resulu “Kim kardeşine bir yıl küserse o tıpkı kanını dökmek gibidir” (Ebu Davud, Edeb 55) buyuruyor. Diğer bir rivayette de küs öldükleri takdirde her iki tarafın da cennete giremeyeceği, üç günden fazla küs kalıp ölen bir kimsenin  cehenneme gireceği ifade ediliyor. (Kütüb-i  Sitte, 3425)


Rivayetleri incelediğimizde üç günden fazla küsmek haram, küslüğün bir yıl sürmesi kardeşinin kanını dökmek gibi, ölünceye kadar küs kalmak ise kişinin cehenneme gitmesine sebep olmaktadır. Küslük ne kadar uzarsa cezası da o oranla artmaktadır.

KONUŞMAMAK ÜZERE YEMİN ETMEK


Selamlaşmak ve konuşmak küslüğü bozar. Peki konuşmamak üzere yemin edenler ne yapacak? Buhari’nin bu meseleyle ilgili olarak kaydettiği Abdullah b. Zübeyr örneği hatırlatılmaya değer. Buna göre Hz. Aişe’nin yeğeni olan İbn Zübeyr bir gün Aişe Annemizi üzecek bir söz sarfeder. Bu sözü işiten Aişe annemiz çok kırılır ve yeğeniyle ebediyen konuşmamak üzere yemin eder. Küslüğün uzaması üzerine araya giren şefaatçileri de, Aişe annemiz nezrim var (yemininden dolayı) diyerek reddeder. İbn Zübeyr bir grupla Aişe annemizin huzuruna gelerek özür diler ve Peygamber Efendimiz’in müslümanın bir müslümana üç günden fazla küsmesinin haram olduğuna dair hadisini hatırlatır. Bunun üzerine Aişe annemiz nezrine(yeminine) mukabil kırk köle azad eder. Bilahere Aişe annemiz bu yeminini hatırladıkça göz yaşları başörüsünü ıslatacak kadar ağlardı.(Kütüb-i Sitte c.10  s. 218)


Allah Rasulü “ Ben Allah diler de, vallahi diye bir hususta yemin ederim, sonra ondan daha hayırlısını görür, yeminimin kefaretini verip daha hayırlı olanı yaparım.”(Riyazu’s Salihin c. 7 s:244 ) buyuruyor. Efendimiz bir başka hadis-i şerifte insanların arasını düzeltmenin oruç, namaz ve sadakanın derecesinden daha üstün olduğunu haber verdiğine göre (Tirmizi, Kıyamet 57) Müslüman kardeşimle barışmak yaptığım yemini bozmaktan kat kat hayırlıdır. Hatta ulemanın icmasına göre yemin edilen husustan daha hayırlı bir şey görünce yemininden dönmek müstehaptır.


Konuşmamak üzere yemin edenler, yeminin kefareti olan on fakiri giydirmek, on fakiri sabah akşam doyurmak, bir köle azad etmek, eğer bunlardan birine gücü yetmiyorsa üç gün peş peşe oruç tutmakla yükümlüdür. Eğer taat üzerine nezretmişse ki mesela “konuşursam şu kadar kurban keseyim veya şu kadar namaz kılayım, sadaka dağıtayım…”derse bu adağını yerine getirmesi gerekir. 


Hulasa-i kelam Allah birbirlerine buğzeden, hased eden, sırt çeviren, alakayı kesen ve küsen bir toplum istememektedir. Müslüman bozucu değil, yapıcı olandır.