Kibârı Kelam (Ehlullâh’ın Dilinden…) 21

e-Posta Yazdır PDF

En Üstün Nimet

عَنْ شَقِيقِ بْنِ ثَوْرٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَيُّ نَعِيمِ أَهْلِ الْجَنَّةِ أَفْضَلُ قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: النَّظَرُ إِلَى ذِي الْعِزَّةِ

Bir keresinde Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem) ashabına sordular ki: “Cennet ehli için olan nimetlerin hangisi daha üstündür?” Sahabe-i Kirâm dediler ki: “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir” Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “İzzet sahibi olan (Allah’u Teâlâ’ya) bakmaktır.

 

Dünya ve Ahirette Aziz Olmak İsteyen

عَنْ أَنَسٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ كُلَّ يَوْمٍ: أَنَا رَبُّكُمُ الْعَزِيزُ، فَمَنْ أَرَادَ عِزَّ الدَّارَيْنِ فَلْيُطِعِ الْعَزِيزَ

Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Şüphesiz Allah’u Teâlâ her gün şöyle buyurur: “Ben sizin aziz olan rabbinizim. O halde, kim izzetli olmayı isterse aziz olana itaat etsin.”

 

Dili Korumak

عَنِ الْحَسَنِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: مَا عَقَلَ دِينَهُ مَنْ لَمْ يَحْفَظْ لِسَانَهُ

Hasan-ı Basri (radiyallahu anh) buyurdu ki: “Dilini korumayan dininde akıl sahibi değildir.”

 

Susmak ve Uzlet

عَنْ وُهَيْبِ بْنِ الْوَرْدِ رَحِمَهُ اللَّهُ، قَالَ: كَانَ يُقَالُ: الْحِكْمَةُ عَشَرَةُ أَجْزَاءٍ: فَتِسْعَةٌ مِنْهَا فِي الصَّمْتِ، وَالْعَاشِرَةُ عُزْلَةُ النَّاسِ

Vüheyb bin el-Verd (radiyallahu anh) buyurdu ki: “Şöyle denilirdi: “Hikmet on parçadır. Dokuzu susmakta, onuncusu insanlardan uzaklaşıp uzlete çekilmektedir.”

 

Uzlet Nedir?

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى، قَالَ: قَالَ بَعْضُهُمْ فِي تَفْسِيرِ الْعُزْلَةِ: هُوَ أَنْ يَكُونَ مَعَ الْقَوْمِ، فَإِنْ خَاضُوا فِي ذِكْرِ اللَّهِ، فَخُضْ مَعَهُمْ، وَإِنْ خَاضُوا فِي غَيْرِ ذَلِكَ فَاسْكُتْ

Abdullah bin Mübarek (rahimehullah) buyurdu ki: “Ulemadan bazıları uzleti şöyle açıkladılar: insanlarla beraber bulunup, onlar Allah’ın zikrine dalınca onlarla beraber dalmak, Allah’ın zikrinden başkasına daldıklarında susmaktır.”

 

Dilin Serbest Kalmasının Afeti

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ: قَالَ بَعْضُ الْمَاضِينَ: إِنَّمَا لِسَانِي سَبُعٌ، إِنْ أَرْسَلْتُهُ خِفْتُ أَنْ يَأْكُلَنِي

Süfyan (radiyallahu anh) buyurdu ki: “Geçmiş insanlardan bazıları derlerdi ki: Hiç şüphesiz dilim bir canavardır. Eğer onu bırakırsam beni yemesinden korkarım.”

 

Ya Hayır Konuşmak Ya da Susmak

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ، وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَسْكُتْ

Ebu Hüreyre (radiyallahu anh)’den rivayete göre Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır konuşsun ya da sussun.”

 

Konuşarak Zengin Olmak

عَنِ الْحَسَنِ يَقُولُ: ذُكِرَ لَنَا أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: رَحِمَ اللَّهُ عَبْدًا تَكَلَّمَ فَغَنِمَ، أَوْ سَكَتَ فَسَلِمَ

Hasan-ı Basri (radiyallahu anh) dedi ki: “Bize Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in şöyle buyurduğu anlatıldı: “Konuşup ta (sevap yönüyle) zengin olan veya susup selamete eren kula Allah rahmet eylesin.”

 

Ehline Karşı İyi Davranmak

عَنْ رَكْبٍ الْمِصْرِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: طُوبَى لِمَنْ أَنْفَقَ الْفَضْلَ مِنْ مَالِهِ، وَأَمْسَكَ الْفَضْلَ مِنْ قَوْلِهِ

Rekab el-Mısrî (radiyallahu anh)’den rivayete göre Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Malının fazlasını infak eden ve sözünün fazlasını tutan kimseye müjdeler olsun.”

 

Ehli Kıbleye Karşı Dili Tutmak

عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «رَحِمَ اللَّهُ مَنْ كَفَّ لِسَانَهُ عَنْ أَهْلِ الْقِبْلَةِ، إِلَّا بِأَحْسَنَ مَا يَقْدِرُ عَلَيْهِ» يُرَدِّدُ قَوْلَهُ سَبْعَ مَرَّاتٍ

Hişam b. Urve (radiyallahu anh)’den rivayete göre Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem) yedi kere tekrar ederek buyurdular ki: “Kıble ehli olana karşı dilini tutana Allah rahmet etsin. Ancak elinden gelen en güzel surette (hata düzelten) hariç.”

 

Çok Konuşmak ve Münakaşa

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يَسْتَكْمِلُ عَبْدٌ حَقِيقَةَ الْإِيمَانِ، حَتَّى يَدَعَ الْمِرَاءَ وَإِنْ كَانَ مُحِقًّا، وَيَدَعَ كَثِيرًا مِنَ الْحَدِيثِ مَخَافَةَ الْكَذِبِ

Ebu Hüreyre (radiyallahu anh)’den rivayete göre Rasûlüllah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Bir kul, yalan korkusuyla çok konuşmayı, haklı bile olsa tartışma ve münakaşayı terk etmedikçe imanın hakikatine ulaşamaz.”

 

 

……………………………………………

Kaynak: İbni Ebi’d-Dünya, Kitab’us-Samt ve Âdâb’ul-Lisan