Kibârı Kelam (Ehlullâh’ın Dilinden…) 19

Yazdır

Mal Biriktirmenin Kötülükleri Biriktirmemenin Güzellikleri

قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلَامُ: اِنَّ فِى جَمْعِ الْمَالِ خَمْسَةَ اَشْيَاءَ: اَلْعَنَاءُ فِى جَمْعِهِ، وَالشُّغْلُ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ تَعَالٰى بِاِصْلَاحِهِ، وَالْخَوْفُ مِنْ سَالِبِهِ وَسَارِقِهِ، وَاحْتِمَالُ اسْمِ الْبَخِيلِ لِنَفْسِهِ، وَمُفَارَقَةُ الصَّالِحِينَ مِنْ اَجْلِهِ. وَفِي تَفْرِيقِهِ خَمْسَةُ اَشْيَاءَ: رَاحَةُ النَّفْسِ مِنْ طَلَبِهِ، وَالْفَرَاغُ لِذِكْرِ اللّٰهِ مِنْ حِفْظِهِ، وَالْاَمْنُ مِنْ سَالِبِهِ وَسَارِقِهِ، وَاكْتِسَابُ اسْمِ الْكَرِيمِ لِنَفْسِهِ، وَمُصَاحَبَةُ الصَّالِحِينَ لِفِرَاقِهِ.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Mal toplayıp biriktirmede beş (kötü) haslet vardır: biriktirmede eza, cefa, zorluk ve sıkıntı; (işlerini) düzene koyma ile meşgul olduğundan Allah’ın zikrinden uzaklaşmak; (yan kesici veya eşkıya gibi) soyuculardan ve hırsızlardan korkmak; (malının hakkını vermediği için) kendisine cimri isminin takılma ihtimali; malından ötürü (sohbet ve meclislerinden uzak kalmak veya kazancına haram karıştırarak kötülerden olmak suretiyle) Salihlerden ayrılmak.

Maldan ayrılıp uzaklaşmakta ise beş (güzel) haslet vardır: mal peşine koşmaktan (kurtularak) rahat etmesi; malı muhafaza etme derdi olmadığından Allah’ın zikri için boş vakti olmak; hırsız ve soygunculardan emin ve güvende olmak; kendisine “kerîm (cömert)” ismini kazanması; maldan uzaklaşmak sebebiyle Salihlerin arkadaşlığı(nı kazanması).”

 

Helak Edici Kötü Vasıflar

وَعَنْ بَعْضِ الْعُبَّادِ اَنَّهُ قَالَ فِى الْمُنَاجَاةِ: اِلٰهِى طُولُ الْاَمَلِ غَرَّنِى، وَحُبُّ الدُّ نْيَا اَهْلَكَنِى، وَالشَّيْطَانُ اَضَلَّنِى، وَالنَّفْسُ الْاَمَّارَةُ بِالسُّوءِ عَنِ الْحَقِّ مَنَعَتْنِى، وَقَرِينُ السُّوءِ عَلَى الْمَعْصِيَّةِ اَعَانَنِى. فَاَغِثْنِى يَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ. فَاِنْ لَمْ تَرْحَمْنِى فَمَنْ ذَا الَّذِى يَرْحَمُنِى غَيْرُكَ.

Bazı Âbidler münacâtlarında şöyle yalvarmışlardır: “Ey benim ilahım! Tûl-i emel (hiç ölmeyecekmiş gibi uzun ümit ve beklenti içerisinde olmak) beni aldattı. Dünya sevgisi beni helak etti. Şeytan beni dalalet ve sapkınlığa düşürdü. Kötülüğü emreden nefsi emmare beni hak’tan menetti. Kötü arkadaş isyan ve günah işlememde bana yardım etti. Ey imdâd isteyerek senden yardım talep edenlerin imdâdına yetişen (Allah’ım!) benim imdâdıma yetiş. Zira sen bana merhamet etmezsen senden başka bana kim merhamet edebilir ki?”

 

 

İşte Güzelliğin Ölçüsü

وَعَنْ يَحْيَ بْنِ مُعَاذِ الرَّازِيِّ رَحِمَهُ اللّٰهُ فِى الْمُنَاجَاةِ: اِلٰهِى لَايَطِيبُ اللَّيْلُ اِلَّا بِمُنَاجَاتِكَ، وَلَايَطِيبُ النَّهَارُ اِلَّا بِطَاعَتِكَ، وَلَاتَطِيبُ الدُّنْيَا اِلَّا بِذِكْرِكَ، وَلَاتَطِيبُ الْآخِرَةُ اِلَّا بِعَفْوِكَ، وَلَاتَطِيبُ الْجَنَّةُ اِلَّا بِرُؤَيَتِكَ.

Yahya b. Muâz er-Râzî (rahimehullah) münacâtında demiştir ki: “Ey benim İlahım! Gece ancak sana münacâtla güzelleşir. Gündüz ancak sana itaatle güzelleşir. Dünya ancak seni zikretmekle güzelleşir. Ahiret ancak senin affınla güzelleşir. Cennet ancak seni görmekle güzelleşir.”

 

Dünya ve Ahiret Saadetini İçerisine Toplayan Terkip

وَعَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَمْرِ بْنِ الْعَاصِ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمَا: خَمْسٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ صَعِدَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ. اَوَّلُهَا اَنْ يَذْكُرَ لَااِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَقْتًا بَعْدَ وَقْتٍ، وَاِذَا ابْتُلِىَ بِبَلِيَّةٍ قَالَ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ وَلَاحَوْلَ وَلَاقُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، وَاِذَا اُعْطِيَ بِنِعْمَةٍ قَالَ اَلْحَمْدُلِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ شُكْرَ النِّعْمَةِ، وَاِذَا ابْتَدَأَ فِى شَيْئٍ قَالَ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ، وَاِذَا اَفْرَطَ مِنْهُ ذ َنْبًا قَالَ اَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ الْعَظِيمَ وَاَتُوبُ اِلَيْهِ.

Amr ibni’l As’ın oğlu Abdullah (radiyallahu anhüma) buyurmuştur ki: “Beş şey vardır ki onlar kimde bulunursa dünya ve ahiret saadetine erer: Zaman zaman kelime-i tevhidi zikretmek. Bir imtihana tabi tutulduğunda “Biz Allah’tan geldik yine ona döneceğiz, yüce ve azim olan Allah’tan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur” diyerek teslim olmak. Kendisine bir nimet bahşedildiğinde o nimetin şükrü olarak “Elhamdülillah” diyerek Allah’a hamdetmek. Bir şeye başlayınca besmele çekerek başlamak. Hataaen bir günah işlediğinde “Azim olan Allah’a tevbe eder ondan bağışlanmamı talep ederim” diyerek istiğfara sarılmak.”

 

Rahmetten Mahrum Olmaya Sebep Olan Şeyler

قَالَ النَّبِىُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: سِتَّةُ اَشْيَاءَ هُنَّ غَرِيبَةٌ فِى سِتَّةِ مَوَاضِعَ. اَلْمَسْجَدُ غَرِيبٌ فِي مَا بَيْنَ قَوْمٍ لَايُصَلُّونَ فِيهِ، وَالْمُصْحَفُ غَرِيبٌ فِى مَنْزِلِ قَوْمٍ لَايَقْرَؤُنَ فِيهِ، وَالْقُرْآنُ غَرِيبٌ فِى جَوْفِ الْفَاسِقِ، وَالْمَرْأَةُ الْمُسْلِمَةُ الصَّالِحَةُ غَرِيبَةٌ فِى يَدِ رَجُلٍ ظَالِمٍ سَيِّئِ الْخُلُقِ، وَالرَّجُلُ الْمُسْلِمُ الصَّالِحُ غَرِيبٌ فِى يَدِ امْرَأَةٍ رَدِيَّةٍ سَيِّئَةِ الْخُلُقِ، وَالْعَالِمُ غَرِيبٌ بَيْنَ قَوْمٍ لَايَسْمَعُونَ اِلَيْهِ. ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلَامُ: اِنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى لَايَنْظُرُ اِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ نَظَرَ الرَّحْمَةِ.


Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Altı şey vardır ki onlar altı yerde gariptir: Mescid içerisinde namaz kılmayanların arasında gariptir. Mushaf kendisini okumayanların arasında gariptir. Kur’ân-ı Kerîm fasık bir kişinin sadrında gariptir. Müslüman ve saliha bir hanım, ahlakı kötü zalim bir adamın elinde gariptir. Müslüman ve salih bir adam, ahlakı kötü şerli bir kadının elinde gariptir. Alim, kendisini dinlemeyenlerin arasında gariptir.” Sonra Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Hiç şüphesiz Allah’u Teâlâ, (kötü olarak vasfedilen bu şeylere sebep olan) bu kimselere kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.”