Kibâr-ı Kelâm (Ehlullahın Dilinden...) 12

e-Posta Yazdır PDF

Sakınılması Gereken Dört Kötülük

وَعَنْ بَعْضِ الْحُكَمَاءِ اَرْبَعَةٌ قَبِيحٌ وَلٰكِنَّ اَرْبَعَةً مِنْهَا اَقْبَحُ؛ اَلذَّنْبُ مِنَ الشَّابِّ قَبِيحٌ وَمِنَ الشَّيْخِ اَقْبَحُ، وَالْاِشْتِغَالُ بِالدُّنْيَا مِنَ الْجَاهِلِ قَبِيحٌ وَمِنَ الْعَالِمِ اَقْبَحُ، وَالتَّكَسُّلُ فِى الطَّاعَةِ مِنْ جَمِيعِ النَّاسِ قَبِيحٌ وَمِنَ الْعُلَمَاءِ وَالطَّلَبَةِ اَقْبَحُ، وَالتَّكَبُّرُ مِنَ الْاَغْنِيَاءِ قَبِيحٌ وَمِنَ الْفُقَرَاءِ اَقْبَحُ


Hikmet ehli bazı Zâtlar buyurmuşlardır ki;

 “Dört şey vardır ki bunlar çirkindir. Fakat dört şeyde vardır ki bunlardan daha çirkindir.” 


“Gençten sadır olan günah çirkindir ancak yaşlıdan daha çirkindir.”


“Halktan birinin (ahiretini unutacak derecede) dünya ile meşgul olması çirkindir, Alimin meşgul olması daha çirkindir.”


“Tüm insanların Allah’u teala’ya itaat noktasında tembellik yapmaları çirkindir, Alimlerin ve ilim yolunda olan talebelerin tembelliği daha çirkindir.”


“Zengin olan bir kimsenin kibirlenmesi çirkindir, fakirin kibirlenmesi ise daha çirkindir.”



Allah’u Teâlâ’nın Kulları Üzerindeki Dört Rahmeti

وَقَالَ النَّبِىُّ عَلَيْهِ السَّلَامُ؛ اَلْكَوَاكِبُ اَمَانٌ لِاَهْلِ السَّمَاءِ فَاِذَا انْتَثَرَتْ كَانَ الْقَضَاءُ عَلٰى اَهْلِ السَّمَاءِ، وَاَهْلُ بَيْتِى اَمَانٌ لِاُمَّتِى فَاِذَا زَالَ اَهْلُ بَيْتِى كَانَ الْقَضَاءُ عَلٰى اُمَّتِى، وَاَنَا اَمَانٌ لِاَصْحَابِى فَاِذَا ذَهَبْتُ كَانَ الْقَضَاءُ عَلٰى اَصْحَابِى، وَالْجِبَالُ اَمَانٌ لِاَهْلِ الْاَرْضِ فَاِذَا ذَهَبَتْ كَانَ الْقَضَاءُ عَلٰى اَهْلِ الْاَرْضِ


Peygamber (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur; “Yıldızlar sema ehli için bir emân/emniyettir, saçıldıkları/döküldükleri zaman sema ehli aleyhine hüküm verilir (bu onlar için bir felaket olur.) Ehli beytim ümmetim için bir emandır, Ehli beytim zail olduğu vakit ümmetim aleyhine hüküm verilir. Ben ashabım için bir emanım, gittiğim vakit ashabım aleyhine hüküm verilir. Dağlar yeryüzü ehli için bir emandır, gittikleri vakit yeryüzü ehli aleyhine hüküm verilir.”



Eksiklikleri Tamamlayan Dört Şey

وَعَنْ اَبِي بَكْرٍالصِّدِّيقِ اَنَّهُ قَالَ: اَرْبَعَةٌ تَمَامُهَا بِاَرْبَعَةٍ تَمَامُ الصَّلٰوةِ بِسَجْدَتَىِ السَّهْوِ، وَالصَّوْمِ بِصَدَقَةِالْفِطْرِ، وَالْحَجِّ بِالْفِدْيَةِ وَالْاِيمَانِ بِالْجِهَادِ


Hz. Ebubekir Sıddîk (radiyallahu anh) buyurmuştur ki; “Dört şey vardır ki; onların (eksikliklerinin) tamamlanması şu dört şey iledir. Namazın (eksikliklerinin) tamamlanması sehiv secdeleri ile, Orucun tamama ermesi (ramazan ayı çıkmadan) fitre vermek ile, Haccın (eksikliklerinin) tamamlanması fidye (ceza kurbanı kesmek) ile, İmanın tam (ve kamil) olması (Allah yolunda) cihat iledir.”



İbadetlerin Hakkını Eda

وَعَنْ عَبْدِاللّٰهِ بْنِ الْمُبَارَكِ؛ مَنْ صَلّٰى كُلَّ يَوْمٍ اِثْنَتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً فَقَدْ اَدّٰى حَقَّ الصَّلٰوةِ، وَمَنْ صَامَ كُلَّ شَهْرٍ ثَلَاثَةَ اَيَّامٍ فَقَدْ اَدّٰى حَقَّ الصِّيَامِ، وَمَنْ قَرَاَ كُلَّ يَوْمٍ مِائَةَ آيَةٍ فَقَدْ اَدّٰى حَقَّ الْقِرَاءَةِ، وَمَنْ تَصَدَّقَ فِى جُمُعَةٍ بِدِرْهَمٍ فَقَدْ اَدّٰى حَقَّ الصَّدَقَةِ


Abdullah bin Mübarek1 (rahimehullah) buyurdu ki; “Herkim her gün (nafile) olarak oniki rekat namaz kılarsa (günlük olarak kılması gereken nafile) namazların hakkını eda etmiş olur.2 Herkim her aydan (13,14 ve 15.günleri olarak) üç gün oruç tutarsa (tutması gereken nafile) orucun hakkını eda etmiş olur. Herkim her gün yüz ayet okursa Kur’an-ı Kerim’in hakkını eda etmiş olur. Herkim Cuma günü bir dirhem sadaka verirse (vermesi gereken nafile) sadaka hakkını eda etmiş olur.


1. Tebe-i tabiînin büyüklerinden. Mücâhid bir zât olup, hadîs ve fıkıh âlimi idi. İsmi, Abdullah bin Mübarek bin Vâdıh Hanzalî Temîmî. 

2.  Allah’u A‘lem burada kuşluk namazı edilmiş olsa gerektir ki, bu namaz önemli sünnettendir. En az 2 ve en fazla 12 rekat olarak kılınır. 



İbadetin Tadını Tattıran Dört Şey

وَعَنْ عُثْمَانَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ؛ وَجَدْتُ حَلَاوَةَ الْعِبَادَةِ فِى اَرْبَعَةِاَشْيَاءَ: اَوَّلُهَا فِى اَدَاءِ فَرَائِضِ اللّٰهِ، وَالثَّانِي فِى اجْتِنَابِ مَحَارِمِ اللّٰهِ، وَالثَّالِثُ فِى الْاَمْرِ بِالْمَعْرُوفِ ابْتِغَاءَ ثَوَابِ اللّٰهِ، وَالرَّابِعُ فِى النَّهْيِ عَنِ الْمُنْكَرِ اتِّقَاءَ غَضَبِ اللّٰهِ

Hz. Osman (radiyallahu anh) buyurmuştur ki; “İbadetin tadını şu dört şeyde buldum. Birincisi: Allah’u Teâlâ’nın farz kıldığı şeyleri eda etmek, İkinci: Allah’u Teâlâ’nın haram kıldığı şeylerden sakınmak, Üçüncü: Sevabını Allah’tan bekleyerek Emr-i bil-maruf yapmak, Dördüncü: Allah’ın gazabından sakınmak için Nehy-i anil-münker yapmak.



Zâhiri Fazilet, Batını Farz olan Dört şey

وَقَالَ اَيْضًا رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ؛ اَرْبَعَةٌ ظَاهِرُهُنَّ فَضِيلَةٌ وَبَاطِنِهُنَّ فَرِيضَةٌ مُخَالَطَةُ الصَّالِحِينَ فَضِيلَةٌ، وَالْاِقْتِدَاءُ بِهِمْ فَرِيضَةٌ، وَتِلَاوَةُ الْقُرْآنِ فَضِيلَةٌ، وَالْعَمَلُ بِهِ فَرِيضَةٌ، وَزِيَارَةُ الْقُبُورِفَضِيلَةٌ، وَالْاِسْتِعْدَادُ لَهَا فَرِيضَةٌ، وَعِيَادَةُ الْمَرِيضِ فَضِيلَةٌ، وَاتِّخَاذُ الْوَصِيَّةِ مِنْهُ فَرِيضَةٌ.                   وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ اَنَّهُ قَالَ؛ مَنِ اشْتَاقَ اِلَى الْجَنَّةِ سَارَعَ اِلَى الْخَيْرَاتِ، وَمَنْ اَشْفَقَ مِنَ النَّارِ اِنْتَهٰى عَنِ الشَّهَوَاتِ، وَمَنْ تَيَقَّنَ بِالْمَوْتِ اِنْهَدَمَتْ عَلَيْهِ اللَّذَّاتُ، وَمَنْ عَرَفَ الدُّنْيَا هَانَتْ عَلَيْهِ الْمُصِيبَاتُ

Aynı şekilde yine Hz. Osman (radiyallahu anh) buyurmuştur ki; “Dört amel vardır ki bunların zahirleri fazilet (sayılan işlerdendir), hakikatte ise (onları yerine getirmek) farzdır. (Zahiren1) Salihlerin arasına karışmak fazilet, (Hakikatte) Onlara tabi olmak farzdır. Kur’an-ı Kerîm tilavet etmek/okumak fazilet, hükmü ile amel etmek farzdır. Kabirleri ziyaret etmek fazilet, oraya hazırlanmak farzdır. Hastaları ziyaret etmek fazilet, (ölüm döşeğinde olanlarından) vasiyet almak farzdır. 

1. (Görünüş itibariyle)


Amellerin Tezahürü / Dışa Yansıması

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ اَنَّهُ قَالَ؛ مَنِ اشْتَاقَ اِلَى الْجَنَّةِ سَارَعَ اِلَى الْخَيْرَاتِ، وَمَنْ اَشْفَقَ مِنَ النَّارِ اِنْتَهٰى عَنِ الشَّهَوَاتِ، وَمَنْ تَيَقَّنَ بِالْمَوْتِ اِنْهَدَمَتْ عَلَيْهِ اللَّذَّاتُ، وَمَنْ عَرَفَ الدُّنْيَا هَانَتْ عَلَيْهِ الْمُصِيبَاتُ

Hz. Ali (radiyallahu anh) buyurmuştur ki; “Cennetin özlemini çekip ona hasret duyan hayırlı amellere koşar. Cehennemden endişelenen şehvetlerden kaçar. Ölüme yakinen inanan kimseye lezzetler viran olur. Dünyayı tanıyana musibetler kolay olur ve aldırış edilmez olur.