Kibâr-ı Kelâm (Ehlullahın Dilinden...) 9

e-Posta Yazdır PDF

İnsanın Hakikati Olan Üç Cevher


وَعَنْ لُقْمَانَ الْحَكِيمِ اَنَّهُ قَالَ لِابْنِهِ يَابُنَيَّ اِنَّ النَّاسَ ثَلَاثَةُ اَثْلَاثٍ. ثُلُثٌ لِلّٰهِ وَثُلُثٌ لِنَفْسِهِ وَثُلُثٌ لِلدُّودِ. فَاَمَّا مَا هُوَ لِلّٰهِ فَرُوحُهُ، وَاَمَّا مَا هُوَ لِنَفْسِهِ فَعَمَلُهُ، وَاَمَّا مَا هُوَ لِلدُّودِ فَجِسْمُهُ


Hz. Lokman Hekim buyurmuştur ki; “Ey Oğulcuğum! Şüphesiz ki İnsan üç parçadan meydana gelmiştir. Biri Allah’a ait olan, biri nefsine ait olan ve biri de kurtlara kalacak olandır. 

Allah’u Teâlâ hazretlerine ait olan kısmı ruhtur. (kişi ölünce ruh Allah’a döner.) Nefsine ait olan kısmı amelidir. (kişi öldüğünde kendisiyle beraber olacak olan şey iyi veya kötü yapmış olduğu amelleridir.) Kurtlara ait olan kısmı ise bedenidir. (ki; kabirde kurtlar yerler.)”1(İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 9)


Hafızayı Kuvvetlendiren Üç Şey


وَعَنْ عَلِىٍّ كَرَّمَ اللّٰهُ وَجْهَهُ اَنَّهُ قَالَ ثَلَاثَةٌ يَزِدْنَ فِي الْحِفْظِ وَيُذْهِبْنَ الْبَلْغَمَ: اَلسِّوَاكُ وَالصَّوْمُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ


Hz. Ali (kerremallahu vechehû) şöyle buyurmuştur; “Üç şey hafızayı kuvvetlendirir ve balgamı giderir. (Onlar:) Misvak kullanmak, Oruç tutmak, Kur’an-ı Kerîm okumak.”1 

(İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 9)


Mümini Koruyan Kaleler 


وَعَنْ كَعْبِ الْاَحْبَارِ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ الْحُصُونُ لِلْمُؤْمِنِينَ مِنَ الشَّيْطَانِ ثَلَاثٌ: اَلْمَسْجِدُ حِصْنٌ وَذِكْرُاللّٰهِ حِصْنٌ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ حِصْنٌ

Kâb’ul-Ahbar1 (radiyallahu anh) buyurmuştur ki; “Mü’min bir kimseyi şeytandan koruyacak kaleler üçtür: Mescid kaledir. Zikrullah kaledir. Kur’an-ı Kerîm okumak kaledir.”2


1. Tâbiînden. Evveliyatında Yahudi bilginlerinden olan Hz. Ka’b, Efendimiz (s.a.v) zamanında Hz. Ali (r.a) eliyle veya Hz. Ebubekir (r.a) devrinde veya Hz. Ömer (r.a) devrinde Müslüman olduğu rivayet edilmiştir. Tabiinin alimlerinden olup ilimde sika kabul edilenler arasındadır.

2. İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 9





Allah’u Teâlânın Sevdiği Kullarına Verdiği Üç Hazine


وَعَنْ بَعْضِ الْحُكَمَاءِ اَنَّهُ قَالَ ثَلَاثٌ مِنْ كَنْزِاللّٰهِ تَعَالٰى لَا يُعْطِيهَا اللّٰهُ اِلَّا مَنْ اَحَبَّهُ الْفَقْرُ وَالْمَرَضُ وَالصَّبْرُ

Hikmet ehli bazı Zâtlar buyurmuşlardır ki; “Allah’u Teâlâ’nın hazinelerinden üç hazine vardır ki, Allah’u Teâlâ hazretleri bunları ancak sevdiği kullarına verir: fakirlik, hastalık ve sabır.”1 (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 9)



Allah’u Teâlâ Bir Kulu İçin Hayır Murad Ederse

وَقِيلَ اِذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِعَبْدٍ خَيْرًا فَقَّهَهُ فِى الدِّينِ وَزَهَّدَهُ فِى الدُّنْيَا وَبَصَّرَهُ بِعُيُوبِ نَفْسِهِ
Denildi ki; “Allah’u Teâlâ hazretleri bir kulu için hayır murâd ettiği zaman onu dinde fakih (bir âlim), dünyada (n yüz çevirmiş) zâhid (bir kul) kılar, ve ona nefsinin ayıplarını (kusur ve hatalarını) gösterir.”1 (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 10)




Günlerin, Ayların Ve Amellerin En Hayırlısı

وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمَا حِيْنَ سُئِلَ مَا خَيْرُ الْاَيَّامِ وَمَا خَيْرُ الشُّهُورِ وَمَا خَيْرُ الْاَعْمَالِ فَقَالَ خَيْرُ الْاَيَّامِ يَوْمُ الْجُمُعَةِ وَخَيْرُ الشُّهُورِ شَهْرُ رَمَضَانَ وَخَيْرُ الْاَعْمَالِ الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ لِوَقْتِهَا فَمَضٰى عَلٰى ذٰلِكَ ثَلَاثَةُ اَيَّامٍ فَبَلَغَ عَلِيًّا رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ اَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمَا سُئِلَ عَنْ ذٰلِكَ فَاَجَابَ بِكَذَا. فَقَالَ عَلِيٌّ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ لَوْ سُئِلَ الْعُلَمَاءُ وَالْحُكَمَاءُ وَالْفُقَهَاءُ مِنَ الْمَشْرِقِ اِلَى الْمَغْرِبِ لَمَا اَجَابُوا بِمِثْلِ مَا اَجَابَ بِهِ ابْنُ عَبَّاسٍ اِلَّا اَنِّى اَقُولُ اِنَّ خَيْرَ الْاَعْمَالِ مَا يَقْبَلُ اللّٰهُ تَعَالٰى مِنْكَ وَخَيْرَ الشُّهُورِ مَا تَتُوبُ فِيهِ اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًا وَخَيْرَ الْاَيَّامِ مَا تَخْرُجُ فِيهِ مِنَ الدُّنْيَا اِلَى اللّٰهِ تَعَالٰى مُؤْمِنًابِاللّٰهِ

İbni Abbas (radiyallahu anhüma) kendisine “Günlerin en hayırlısı hangisidir? Ayların en hayırlısı hangisidir? En hayırlı amel nedir?” diye sorulduğunda “Günlerin en hayırlısı: Cuma günü, Ayların en hayırlısı: Ramazan ayı, Amellerin en hayırlısı ise: Vaktinde kılınan beş vakit namazdır.” diye cevap verdi. 

Bunun üzerinden üç gün geçtikten sonra Hz. Ali (kerremallahu vechehû) ye, İbn-i Abbas (radiyallahu anhüma)’ya böyle sorulduğu ve bu cevabı verdiği ulaşınca Hz. Ali (radiyallahu anh) buyurdu ki; 
“Eğer bu soru doğudan batıya tüm ulema, hükema ve fukeha’ya sorulsa idi, Hz. İbn-i Abbas (radiyallahu anhüma)’nın verdiği gibi bir cevap veremezlerdi. Ancak ben ise şöyle cevap veririm:

“Şüphesiz ki amellerin en hayırlısı: Allah’u Teâlâ hazretlerinin senden kabul ettiği amel,
Ayların en hayırlısı: Senin, Allah’u Teâlâ hazretlerine (bir daha dönmemek üzere) tevbe-i nasuh ile tevbe ettiğin ay,

Günlerin en hayırlısı ise: Allah’u Teâlâ hazretlerine iman eden bir mü’min olarak (son nefesini vererek) dünyadan çıktığın gündür.”1 (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 10)




Aklına, Malına ve Mahluka Güvenen

وَعَنْ بَعْضِ الْحُكَمَاءِ: مَنِ اعْتَصَمَ بِعَقْلِهِ ضَلَّ، وَمَنِ اسْتَغْنٰي بِمَالِهِ قَلَّ، وَمَنْ عَزَّ بِمَخْلُوقٍ ذَلَّ

Hikmet ehli bazı Zâtlar buyurmuşlardır ki; “Her kim (yalnız) aklına güvenirse haktan sapar, her kim malıyla zengin olursa1 azalır2 ve her kim mahlukata güvenerek aziz olduğunu (düşünürse) zelil olur.” 3
1. Malına güvenir ve zenginliğinin malı sebebiyle olduğunu sanırsa
2. Malının elden gitmesi ve azlıkla imtihan edilir.
3. İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 11




Marifetullah’a İşaret Eden Üç Özellik

وَعَنْ بَعْضِ الْحُكَمَاءِ: ثَمَرَةُ الْمَعْرِفَةِ ثَلَاثُ خِصَالٍ. اَلْحَيَاءُ مِنَ اللّٰهِ تَعَالٰى وَالْحُبُّ فِى اللّٰهِ وَالْاُنْسُ بِاللّٰهِ

Hikmet ehli bazı Zâtlar buyurmuşlardır ki; “Allah’u Teâlâ hazretlerini tanıyan marifet ehlinden olmanın alametleri üç haslettir: Allah’u Teâlâ’dan haya etmek, Allah’u Teâlâ’yı sevmek, Allah’u Teâlâ hazretleri ile ünsiyet kurmak. (huzur bulmak, onunla kalbi yatışmak, sükunet bulmak, yalnızlıktan kurtulmak.)”1 (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 11)