Kibâr-ı Kelâm (Ehlullahın Dilinden...) 8

e-Posta Yazdır PDF

Zühd’ün Özeti


ثُمَّ اِعْلَمْ أَنَّ أَصْلَ الزُّهْدِ الْإِجْتِنَابُ عَنِ الْمَحَارِمِ كَبِيرِهَا وَصَغِيرِهَا وَأَدَاءُ جَمِيعِ الْفَرَائِضِ يَسِيرِهَا وَعَسِيرِهَا وَتَرْكُ الدُّنْيَا عَلٰى أَهْلِهَا قَلِيلِهَا وَكَثِيرِهَا


“Şüphesiz ki Zühd’ün aslı, Haramların büyük küçük hepsinden kaçınmaktır. Farzların zor kolay hepsini yerine getirmektir. Dünyayı azıyla çoğuyla dünya ehline terk etmektir.”1      (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 9)


Dini Muhafaza Ne İle Olur?


وَعَنْ حَامِدِ اللَفَّافِ رَحِمَهُ اللّٰهُ أَنَّهُ قَالَ أَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ أَوْصِنِى فَقَالَ: اِجْعَلْ لِدِينِكَ غِلَافًا كَغِلَافِ الْمُصْحَفِ قِيلَ لَهُ مَاغِلَافُ الدِّينِ قَالَ لَهُ: تَرْكُ الْكَلَامِ إِلَّا مَا لَابُدَّ مِنْهُ وَتَرْكُ الدُّنْيَا إِلَّا مَا لَابُدَّ مِنْهُ وَتَرْكُ مُخَالَطَةِ النَّاسِ إِلَّا مَا لَابُدَّ مِنْهُ


Hâmid el-Leffâf (rahimehullah) şöyle buyurmuştur; “Bir adam gelip kendisine “bana bir tavsiyede bulun” deyince (O da), Mushaf’ın kılıfı gibi dinin için bir kılıf edin demiş. “Din için kılıf nasıl olur ki” diye sorulunca; Lüzumundan fazla olan gereksiz ve boş konuşmaları terk et. Gereğinden fazla dünya(nın peşine düşmeyi) terk et. Gerekli olduğu kadardan daha fazla insanlar arasına karışmayı terk et.”1 (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 9)


Dünyadan Yüz Çevirenin Dünya Peşine Düşer 


وَعَنْ يَحْيَى بْنِ مُعَاذٍ رَحْمَةُاللّٰهِ عَلَيْهِ تَرْكُ الدُّنْيَا كُلِّهَا أَخْذُهَا كُلِّهَا فَمَنْ تَرَكَهَا كُلَّهَا أَخَذَهَا كُلَّهَا وَمَنْ أَخَذَهَا كُلَّهَا تَرَكَهَا كُلَّهَا فَأَخْذُهَافِى تَرْكِهَاوَتَرْكُهَا فِى أَخْذِهَا


Yahya bin Muaz1 (rahimehullah) şöyle buyurmuştur; “Dünyayı bütün her şeyi ile terk etmek onu tamamen elde etmektir.2 (O halde) Kim dünyayı tamamen terk ederse onu (biiznillah) elde eder. Ve herkim onu tamamen elde ederse (zaten) onu tamamen terk etmiştir. (o takdirde) Dünyayı elde etmek onu terk etmekte, onu terk etmek ise elde etmektedir.”3


1 Evliyânın büyüklerinden.

 2 Nitekim buyurulmuştur ki; Dünyayı isteyenden dünya kaçar, ondan kaçanın da peşine düşer.

3  İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 8


Zühd’ün En Güzel Tarifi 


وَعَنْ إِبْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمَا أَنَّهُ قَالَ: اَلزُّهْدُ ثَلَاثَةُ أَحْرُفٍ زَايٌ وَهَاءٌ وَدَالٌ. فَالزَّاءُ زَادٌ لِلْمَعَادِ وَالْهَاءُ هُدًى لِلدِّينِ وَالدَّالُ دَوَامٌ عَلَى الطَّاعَةِ. وَقَالَ فِى مَوْضِعٍ آخَرَ اَلزُّهْدُ ثَلَاثَةُ أَحْرُفٍ اَلزَّاءُ تَرْكُ الزِّينَةِ وَالْهَاءُ تَرْكُ الْهَوٰى وَالدَّالُ تَرْكُ الدُّنْيَا


İbni Abbas (radiyallahu anhüma) buyurmuştur ki; “Zühd kelimesi (arapça olarak telaffuz edildiğinde) üç harftir. (ز ه د) “Zâ” harfi “Zâd’ün lilmeâd” (ahiret için azık hazırlama) demektir. “Hâ” harfi “Hüden liddîn” (din’e hidayet etmek) demektir. “Dal” harfi ise “Devâm’un alad-dâ‘ti” (itaate devam etmek) demektir.”


Başka bir yerde de yine “Zühd” kelimesi hakkında buyurdular ki; “Zühd kelimesi üç harftir. “Zâ” harfi “Terk’üz zîyneti” (Dünya ziynet ve süsünü terk etmek) demektir. “Hâ” harfi “Terk’ül heva” (nefsin arzu ve isteklerini terk etmek) demektir. “Dal” harfi “Terk’üd dünya” (Dünyayı bütünüyle terk etmek) demektir.1” (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 9)



Niyaz ve Nasihat


وَعَنِ الشِّبْلِىِّ رَحِمَهُ اللّٰهُ وَهُوَ مِنْ عُظَمَاءِ الْعَارِفِينَ قَالَ: إِلٰهِى إِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَهَبَ لَكَ جَمِيعَ حَسَنَاتِى مَعَ فَقْرِى وَضَعْفِى فَكَيْفَ لَا تُحِبُّ سَيِّدِى أَنْ تَهَبَ لِى جَمِيعَ سَيِّئَاتِى مَعَ غِنَاكَ مَوْلَايَ عَنِّى وَقَالَ إِذَاأَرَدْتَ أَنْ تَسْتَاْنِسَ بِاللّٰهِ فَاسْتَوْحِشْ مِنْ نَفْسِكَ وَقَالَ لَوْذُقْتُمْ حَلاَوَةَ الْوُصْلَةِ لَعَرَفْتُمْ مَرَارَةَ الْقَطِيعَةِ


Ariflerin büyüklerinden Şiblî (rahimehullah) şöyle buyurmuştur; “Ey Allah’ım! Bu acziyet, fakru zaruret ve zayıflığıma rağmen ben tüm iyiliklerimi sana bağışlamayı şüphesiz (çok) severim. Sen ey Efendim! (sonsuz) Zenginlik (sahibi) ve benim mevlam olarak tüm hata ve günahlarımı bağışlamayı istemez misin.”


Ve yine buyurdu ki; “Allah’u (Teâlâ’ya) dost olmak istersen nefsinden kaç (ona düşman ol).”


Ve yine buyurdu ki; “Şayet vusletin (Allah’u Teâlâ hazretlerine gerçek kulluğun) tadını tatsaydınız, ayrılığın (kulluk olmadan geçen zamanların) acısını bilirdiniz.”1  (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 8)



Dünya Sevgisini Kalpten Çıkarmanın Yolu

وَعَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْأَدْهَمِ رَحِمَهُ اللّٰهُ أَنَّهُ قِيلَ لَهُ بِمَ وَجَدْتَ الزُّهْدَ قَالَ بِثَلَاثَةِ أَشْيَاءَ رَأَيْتُ الْقَبْرَ مُوحِشًا وَلَيْسَ مَعِيَ مُونِسٌ وَرَأَيْتُ طَرِيقًا طَوِيلاً وَلَيْسَ مَعِيَ زَادٌ وَرَأَيْتُ الْجَبَّارَ قَاضِيًا وَلَيْسَ مَعِيَ حُجَّةٌ

İbrahim bin Edhem1 (radiyallahu anh) den rivayet olunduğuna göre; bir gün kendisine “zühd2”e ne ile nail oldun diye soruldu. Cevaben buyurdular ki; “Üç şeyle! Gördüm ki; kabir (çok) vahşi, yalnız ve ürkütücü Hâlbuki benim kabirde ünsiyet kuracağım bir arkadaşım bile yok. Ve yine gördüm ki; (Ahiret) yolu çok uzundur. Oysa yanımda azık bile yok. Ve yine gördüm ki; (ahirette) Cebbâr (Yüce, Kuvvetli ve Kahredici) olan Allah (celle celaluhu) hükmedecektir, benim elimde ise (onun azabından kurtaracak) hiçbir delil yok.”3


1Tâbiînin meşhûr âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden.
2Helal malın fazlasından, şüphelilere düşme korkusu ile mubahların çoğunu terk etmeye ve dünya sevgisinden sakınmaya Zühd denir.
3 İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 8



İyilik Eden Emir, İsteyen Esir Olur

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ تَفَضَّلْ عَلٰى مَنْ شِئْتَ فَأَنْتَ أَمِيرُهُ وَاسْئَلْ عَمَّنْ شِئْتَ فَأَنْتَ أَسِيرُهُ وَاسْتَغْنِ عَمَّنْ شِئْتَ فَإنَّكَ نَظِيرُهُ
Hazreti Ali (radiyallahu anh) buyurmuştur ki; “Dilediğin kimseye ikram et, iyilikte bulun onun emîri olursun (kendisinden bir şey istediğinde onu sana karşı minnettar bulursun).” 

“Dilediğin kimseden iste onun esîri olursun (sana yapmış olduğu iyilikten sonra senden bir şey istediğinde ona karşı şükran borcunu yerine getirmek zorunda kalırsın).”

“Dilediğin kişiden müstağni kal şüphesiz onunla eşit derecede olursun (nasibin olanla kifayet edip insanlara el açmazsan sana minnet edemezler.).”1 (İbn-i Hacer El-Askalani Münebbihat: sayfa 8)