Peygamberler Gibi Secdeli Olmak

e-Posta Yazdır PDF

İşte bunlar Allah’ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Âdem’in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail’in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendir. Rahman’ın ayetleri onlara okunduğu zaman onlar, Hz. Zekeriyya Peygamberin yakarış cümleleriyle başlayan Meryem Suresi’nde sırasıyla Zekeriyya, Yahya, İsa ve annesi Meryem, İbrahim, İshak, Yakub, Musa, İsmail ve İdris peygamberlerden bahsediliyor. Onlar en temel özellikleriyle anılıyor ve Kur’an’ın muhataplarından da onları anması isteniyor. O seçkinleri anmak, onları anlamak ve onların güzelliklerini hayata taşımak demektir.


Surenin ilk elli yedi ayetinde bu peygamberlerden bahsedildikten sonra bunların hepsinin Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve Hz. Yakub peygamberin zürriyetinden kendilerine nimet bahşedilmiş seçkin kimseler olduğu vurgulanmaktadır. Son olarak da bu doğru yolun adamı seçkin kimselerin en temel özelliklerinden birinin de kendilerine Rahman’ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdelere kapanmaları olduğuna dikkat çekilmektedir. Rahman’ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.


Demek ki onların hayatında, Rahman’ın ayetleri okunmakta ve onlar okunan ayetlere tepkisiz ve duyarsız kalmamaktadırlar. Ayetleri okuyorlar, dinliyorlar, anlıyorlar ve ayetlerde istenenlere boyun eğdiklerini secdelere kapanarak gösteriyorlar. Onları gözyaşlarına boğan bu ağlatan ayetler, cennetlikler ve cehennemlikleri anlatan ayetler olabilir, Yüce Allah’ın diğer eşsiz ayetleri ve nimetleri olabilir. Geçmiş peygamberlerin tevhid mücadelesini ve bu uğurda çektiklerini, onlara karşı gelen kavimlerin helaklerini anlatan ayetler olabilir.


Demek ki, Allah’ın ayetleri karşısında duyarsız kalmayıp, gözyaşları içerisinde secdelere kapanma seçkin kimseler peygamberlerin yoludur. Onların yolunda gidenler de aynı yolu izlemelidirler.


Bu konuda Peygamberimiz şunları söylemiştir: “Kur’an, hüzün ile indi; bu yüzden onu, hüzün ile okuyunuz” (İbn Mâce, İkâme, 176) “Kur’an okuyunuz ve okurken ağlayınız. Eğer ağlayamıyorsanız, ağlamaya çalışınız, ağlar gibi yapınız” (İbn Mace, Zühd 19)


O seçkinler kervanı teslimiyet ve secdelerini, gözyaşlarıyla taçlandırıp samimiyetlerini ortaya koyuyorlar. Ayetten de anlaşılacağı üzere onlar, arada sırada, birkaç kere değil sürekli secdeli kimselerdir.

Secde teslimiyetin, secdede gözyaşı ise kullukta samimiyetin ve acziyet itirafının göstergesidir.


Okunan ayetler, onları gözyaşları içerisinde secdelere sevk ediyor. Bu da ayetlerin anlaşılarak okunması yahut dinlenmesi, ayetlerin sahibi Rahman olan Allah’ın erişilmez kudretini, her şeye ve herkese yansıyan engin rahmetini bilmekle mümkündür. Zira ayetlerin bilinçsizce okunması, kişide böyle bir sonucu doğurmayacaktır.

Secdeli Hayırlı Nesil Olmak Varken, Secdesiz Hayırsız Kuşak Oldular!

Secde ayetinden hemen sonra gelen ayette, seçkinlerin ardından gelen ama onların yolunu sürdüremeyen insanlardan bahsedilmektedir. Onlar halef değil, “half” olan kimselerdir. Zira seçkinlere halef olmak için, onların yolunda olmak gerektir. Çünkü Arapça’da hayırlı evlat için halef kelimesi, hayırsız evlat için ise half kelimesi kullanılır. (Râzî, Tefsîr) Ne var ki onlar, onlara layık olamadılar, onlardan koptular, doğru yoldan şaştılar.


Şöyle ki o seçkinlerin secdeli kimseler olmasına karşın onlardan sonra gelenler, dinin temeli olannamazı zayi ettiler ve şehvetlere uydular. Zaten peygamberlerin yolunu bırakanların, şehvetlerinin kurbanı olacakları kesindi. Çünkü hak ile meşgul olmayanı batıl işgal edecekti. Nitekim öyle de oldu. Onlar şehvetlerin güdümüne girmeyi, Yüce Allah’ın emrine uymaya tercih ettiler. Bunun da hayata ilk yansıması namazın zayii şeklinde oldu.

Oysa Yüce Allah’ın emrine amade olmanın göstergesi namazın ikamesi idi. Müminler namazı ikame etmekle ve namaz ruhunu muhafaza etmekle emrolunmuşlardı.


“Namazları ve özellikle orta namazını muhafaza edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.” (Bakara, 2/238)


“Onlar namazlarının muhafızıdırlar.”(Müminûn, 23/9; Meâric, 70/34)


“Namazın ikamesi, onun vakitlerinde, ruhen ve şeklen gereği gibi kılınması demekti. Namazın muhafazası ise, hem namaz kılarken erkanına riayet etmek, hem namazı sürekli kılmak, hem de namaz sonrası namaz ruhunu korumaktı. Muhafaza edilen namaz, sahibini namaz dışındaki anlarında da istikamette tutacak, onu yönetecekti: Namaz kıl; muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah’ı anmak en büyük şeydir!” (Ankebût, 29/45)


Namazın zayii ise, onu terk etme, onun vakitlerine riayet etmeme, onu gereği gibi kılmama, onu sürekli kılmama ve namaz ruhunu devam ettirmemedir.

Evet, tüm müminler gibi onlar da namazı ikame ve namazı muhafaza ile emrolunmuşlardı, ancak onlar namazı terk ederek, onu sürekli ve gereği gibi kılmayı bırakarak namazı zayi ettiler. Sonuçta onlar, bu sapkınlıklarının cezasını çekeceklerdir. Hem de cehennemin Gayya kuyusuna atılarak. (Ayet 59) Onların namazsız niyazsız geçen dünya hayatları da Cehennem’dan farksızdı. Huzurdan yoksun bir hayatın adamı idiler onlar. Onların ahiretleri de Cehennem olacak.


Bir tarafta Cehennem’in Gayya kuyusu, diğer tarafta iman edip salih amel işleyenler için hazırlanmış Adn Cennetleri. (Ayet 60-63) Bir tarafta Gayya öyle bir vadidir ki, Cehennemin diğer vadileri ondan Allah’a sığınır diye dehşeti anlatılan Cehennem Vadisi; öteki tarafta akla hayale gelmedik nimetlerle donatılmış ve girenlerin ebedi olarak içerisinde yaşayacakları Adn Cennetleri.


O halde Rahman’ın müttakî kulları için hazırlanmış Adn Cennetlerine konmak için, Rahman’ın ayetleriyle dolmalı, o ayetlerle kullukta karar kılmalı, O’na layık kulluk yapamamanın eziklik ve endişesi içerisinde gözyaşlarıyla secdelere kapanmalıdır.


Tıpkı ayetlerde hatırlatıldığı gibi dua ve kullukta hiç isyankar olmayan Zekeriyya’ca secde, şefkat ve takva abidesi Yahya’ca secde, daha beşikte iken Rahman’a kul olduğunu haykıran İsa’ca secde,tevhid anıtı dosdoğru sadık kul İbrahim’ce secde, ihlaslı nebi Musa’ca secde, doğru sözlü İshak’ca secde, merhamet ve sabır timsali Yakub’ca secde, sözünün eri Rabbe kurban İsmail’ce secde, yüce makamlar sahibi sadık kul İdris’ce secde. Onları doğru bir şekilde tanımalı, onları saygı ile anıp gündemde tutmalı ve onlar gibi olmaya gayret sarf etmeli. Çünkü Adn Cennetine nail olabilmek, cennetliklerin yolunda olmakla mümkündür.


Adn Cennetine talip cennet adayları olarak buyurun secdeye ve secdeli hayata öyleyse!


Allahım! Bizleri ayetlerinden etkilenenlerden eyle. Ayetlerine duyarsız kalanlardan eyleme.


Kalplerimizi yumuşat. Senin haşyetinle dökülen gözyaşlarımızla bizleri arındır.


Ürpermeyen kalpten, yaşarmayan gözden Sana sığınırız ya Rab!