Kur’ân’ın Cennet Tasvirleri

e-Posta Yazdır PDF

Kudretini göstermek için kullarını yaratan Yüce Rabbimiz, rahmetinin bir tecellisi olarak bizi bize ve başkalarına bırakmamış, bizim dünya ve ahiret kurtuluşumuz için bize peygamber göndermiş, kitap indirmiş, yol haritamızı çizmiştir. Bu meyanda O, bizi ahirete hazırlarken cennet ve cehennem tasvirleri yaparak bizlerin cehennemden kurtulup, cennetlik olmamız için ayrıntılı ve canlı anlatımlar yapmıştır. O, aslında bize verdiği akıl nimeti ile Kâinat Kitabının sayısız ayetleri ile doğru yolu bulmamızı isteyebilir, Peygamber göndermez, Kitap indirmezdi. Ama O, rahmetiyle tecelli etti ve bize bizim dilimizle konuşan peygamberler gönderdi, okuyup anlayabileceğimiz kitaplar indirdi.


Aynı şekilde O, dileseydi ahiret yurdundan kısaca bahsederek, iyilerden olursanız cennetle ödüllendirilir, kötülerden olursanız cehennemle cezalandırılırsınız, diyerek işi bitirebilirdi. Ama öyle yapmadı. Yine rahmetinin bir yansıması olarak sanki görüyormuşçasına, içinde yaşıyormuşçasına bize cenneti anlattı bütün güzellikleriyle ve cehennemi tasvir etti bütün korkunçluğu ile.


Bu yüzden O’nun canlı ve ayrıntılı cennet tasvirleri de rahmetinin bir yansımasıdır, cehennem tasvirleri de. Cehennem tasvirleri de rahmetinin bir yansımasıdır. Çünkü O, bütün korkunçluğu ile cehennemi tasvir edip anlatmasaydı, bu kadar caydırıcı olmazdı. İnsanlar merak sâikiyle, bir de cehennemi görelim bakalım nasıl bir yermiş diyebilirlerdi. Nitekim bunca peygamberler, bütün korkunçluğu ile bu kadar cehennemden bahsettikleri halde, yine de bunca insan cehenneme doğru yol alabilmektedir. Bu nedenle bizler Rabbimizin Cennet tasvirlerini de cehennem tasvirlerini de O’nun rahmetinin tecellileri olarak okumalıyız.


İşte bu meyanda Kur’an’da yer alan cennet tasvirlerinden bir kaçı. Kur’an’ın kendi özgün üslubuyla canlı ve özendirici cennet tasvirleri.


İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine zemininden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde, “Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar. (2/25)


Rabbinizin mağfiretine ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşusun. (3/133)


Onların hareketlerinin karşılığı Rablerinden bağışlanma ve zemininden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlerdir. İyi davrananların ne güzel ecri vardır! (3/136)


İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz. (4/57)

Rableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır. (9/21-22)


Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vaat edilen cennetin zemininden ırmaklar akar; oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde edeceği sonuçtur, inkârcıların varacağı sonuç ise ateştir. (13/35)


Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar. Oraya güven içinde, esenlikle girin, denilir. Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir. Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir. (15/45-48)


İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer! (18/30-31)


Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman’ın kullarına gaybda vaadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O’nun sözü yerini bulacaktır. Orada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar. Kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız Cennet işte budur. (19/60-63)


Doğrusu Allah, inanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir. Bu kimseler, sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, övülmeye layık olan Allah’ın yoluna eriştirilmişlerdir. (22/23-24)

Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır. Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır. Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır. (36/55-58)


Ancak Allah’a içten bağlı kullar bunun dışındadır. İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur. Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahseden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur. Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır. (37/40-49)


Doğrusu Allah’a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır. Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır. Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler. Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır. İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir. Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir. (38/49-54)


Allah: “Ey kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz” der. Bunlar, ayetlerimize inanmış ve kendilerini Bize vermişlerdir. Söyle denir: “Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz” Onlar için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır, canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada temellisiniz. İşlediklerinize karşılık, size miras verilen işte bu cennettir. Orada sizin için bol yemiş vardır, onlardan yersiniz. (43/68-73)


Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren meşrubat ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü ürün ve Rablerinden mağfiret vardır. Bunların durumu, ateşte temelli kalana ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? (47/15)

Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz. Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır. Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar. (52/22-24)


Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır… Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur… Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır… Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır… Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar… Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır… Onlar yakut ve mercan gibidirler. Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir? (55/46-60)


İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır. Naim cennetlerinde Allah’a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır. Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.


Murassa tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar. Ölümsüz gençler yanlarında, bas ağrısı ve baş dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar. Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.


Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler. Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır. (56/10-38)


Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır. Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır. Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar. Orada, zencefil karışık bir taşla içirilirler. O pınara “Selsebil” denir. Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın. Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün. Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir. İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer denir. (76/12-22)


Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıt eşler ve dolu kadehler vardır. Orada boş ve yalan söz işitmezler. Bunlar, Rabbinin katından, ödülleri hesapsız verilenlerdir. (78/34-36)


İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler. Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın. Sonunda mis kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar. Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır. (83/23-28)

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır. Yaptıklarından hoşnutturlar. Yüksek bir cennettedirler. Orada boş söz işitmezler. Orada akan kaynak vardır. Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır. Yerleştirilmiş kâseler, Sıra sıra yastıklar, Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır. (88/8-16)


Bu ayetlerde dikkatimizi çeken hususları şöyle özetleyebiliriz:


Yüce Yaratıcının engin rahmetinin bir tecellisi olan Cennet hayatı, çok özel olarak Yüce Allah tarafından hazırlanmıştır.


Cennet nimetleri, son derece özgün, cennetliklere özeldir.


Cennet nimetleri, dünya nimetlerine benzer. Bu, cennetliklerin yabancılık çekmemesi içindir. Ancak cennet nimetleri, dünyadakilerden çok daha güzeldir. Kalıcıdır, bitmez tükenmezdir, külfetsizdir, rahatsız edici değildir, asla yan tesiri yoktur. Sözgelimi cennet içkileri kolay içimli, baş ağrısı ve karın ağrısı yapmazlar.


Cennet nimetleri monoton ve bıktırıcı değildir. Cennetlikler bir an bile onlardan ayrılmak istemezler.


Cennet nimetleri, hem maddî hem manevîdir; hem hissî hem ruhîdir; hem cismanî hem ruhanîdir. Sahiplerine fiziken ve ruhen haz ve enerji veren özellik ve güzelliktedir.


Kur’an’da cennet hayatı ve nimetleri, canlı ve ayrıntılı bir şekilde tasvir edilmiştir. Bu kulları cennete yönlendirmek, coşturmak ve cennete koşturmak içindir.


Güzelim cennet tasvirleriyle bezeli bu ayetler, asla bizi rehavete sürüklemesin, cenneti hak edebilmek için kulluk aşk ve şevkimizi artırsın. Artırsın ki Cennetin en yüksek makamları bizim olsun. Rabbim cennetliklerden eylesin!