HZ. PEYGAMBER’İN ŞEHİT AİLELERİYLE MÜNASEBET-LERİ (IV)

e-Posta Yazdır PDF

Şehit Ailelerinin Hz. Peygamber (sav)’e Bağlılıkları


Kur’ân-ı Kerim’de Peygamber (sav)’in, mü’minlere canlarından daha öncelikli olduğu bildirilmektedir (Ahzâb-33, 6). Hz. Peygamber (sav)’in döneminde yaşayan müslümanlar, bunun örneklerini vermiş, onu kendi nefislerine ve yakınlarına tercih etmişlerdir. Buna örnek olmak üzere şu hâdiseleri nakledelim.


Yaralanan İslâm askerlerini tedavi etmek için Uhud Gazvesi’ne katılan Medineli Hanım sahâbîlerden biri de Amr b. Haram’ın kızı Hind idi. Hind, kocası Amr b. Cemûh, oğlu Hallâd ve kardeşi Abdullah’ın şehit edildiklerini öğrendiğinde büyük bir metanet göstererek Hz. Peygamber (sav)’in durumunu sormuş, onun sağ olduğu bildirilince hiçbir musîbetin önemli sayılmayacağını söyleyerek hissiyatını dile getirmiştir 

Hind, kocası, oğlu ve kardeşinin cesetlerini devesine alarak defnetmek üzere Medine’ye götürmek isteyince deve kendisine itaat etmiyor, dizlerini kırıp yere çöküyordu. Yönü Uhud’a doğru çevrildiğinde ise koşuyordu. Hind, devenin bu garip durumunu Hz. Peygamber (sav)’e arz ettiğinde o:


“Deve görevlidir; Amr sana bir şey söylemiş miydi?” diye sordu. Hind, topal olduğu için Bedir’e katılamayan Amr’ın, Uhud’a giderken, “Allahım! Beni aileme zillet içerisinde geri döndürme, bana şehitlik nasip et” şeklinde dua ettiğini söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şunları söyledi: 


“İşte deve bunun için yürümüyor. Ey Ensar! Sizden her kim Allah’a yemin etmişse yemininde sadık olsun. Amr b. Cemûh bu sadık kimselerdendir. Ey Hind! Şehit edilinceye kadar kardeşinin üzerine melekler gölge yaptılar ve nereye defnedileceğine bakıp durdular”. 


Hz. Peygamber (sav), şehitlerin defnedilmesinden sonra Hind’e kocası, oğlu ve kardeşinin cennette bir arada bulunduklarını müjdeleyince Hind, kendisinin de onlarla birlikte olması için Hz. Peygamber (sav)’den dua etmesini istedi.


Aynı metaneti gösteren ve aynı tavrı sergileyen hanım sahâbîlerden biri de Uhud’da iki oğlunu şehit veren Sümeyra bint Kays’tır (Vâkıdî, 1984: I, 292).


Hz. Peygamber (sav)’in, Şehit Yakınlarının Psikolojilerini Koruma Hususundaki Hassasiyeti 


Toplumlara yön veren liderler, idaresi altındaki her bir bireyin can, mal, nesil, din ve akıl güvenliğini korumakla sorumludurlar. Başarılı yöneticiler, bu hususta yapılması gerekenleri yapar ve çeşitli güvenlik tedbirleri alırlar. Bu yönüyle Hz. Peygamber (sav)’in, örnek uygulamaları vardır. Nakledeceğimiz şu olay, onun, idaresi altındaki bireylerin psikolojilerini ve dolayısıyla insanların akıl güvenliğini korumadaki duyarlılığını göstermesi bakımından câlib-i dikkattir.


Uhud şehidleri arasında Hz. Peygamber (sav)’in amcası Hamza da vardı. Karnı yarılmış, ciğeri çıkarılmış, burnu ve kulakları kesilmiş, cesedi parça parça edilmişti. Zor tanınıyordu. Onu bu durumda gören Hz. Peygamber (sav), çok üzüldü, ağladı ve şöyle dedi: 


“Ey Hamza! Hiç kimse senin kadar musibete uğramamıştır ve uğramayacaktır. Beni bunun kadar öfkelendiren bir şey olmamıştır”.


Üzüntüsünü bu ifadelerle dile getiren Hz. Peygamber (sav), diğer taraftan, Hamza’nın cesedini görmek isteyen kız kardeşi Safiyye’ye engel olmak istedi. Zira Safiyye, Hamza’nın parçalanmış cesedi karşısında psikolojik bunalım geçirip aklî dengesini kaybedebilirdi. Bunun için önlem alınmalı ve dolayısıyla bu konuda kendisine müsaade edilmemeliydi. Ancak Safiyye, kardeşinin ne durumda olduğunu öğrendiğini, onun bu musibete Allah yolunda uğradığını, dolayısıyla buna sabredip katlanacağını söyleyerek ısrar etti. Hz. Peygamber (sav), Safiyye’nin bu fevkalade sabrını ve metanetini görünce onun, kardeşi Hamza’yı görmesine izin verdi.

Safıyye, kardeşinin cesedini görünce, musibete karşı sabrın ifadesi olan: “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” âyetini okudu, kardeşi için dua ederek Allah’tan rahmet ve mağrifet dileğinde bulundu. Hz. Peygamber (sav) de, şehitlerin ölmeyip cennette yaşadıklarını belirttikten sonra o esnada nazil olan ve bu hakikati dile getiren Âli İmrân sûresinin 169-170. ayetlerini okudu ve şehidin yakınlarını müjdeledi. 


Şehit Çocuklarını Evlendirmesi


Hz. Peygamber (sav), şehid çocuklarına sahip olur, onları himayesine alır ve evlilik çağına gelenleri evlendirirdi. Bunlardan biri de genç yaşta şehit olan amcası Hz. Hamza’nın yetimi Ümâme ile Uhud şehitlerinden Ebû Seleme’nin yetimi Seleme idi.


Hz. Hamza’nın Havle bint Kays’tan Ümâre adında bir, Ensar’ın Evs koluna mensup Bintü’l-Mille’den Ya‘la ve Âmir adında iki olmak üzere toplam üç oğlu olmuştur. Bir de Ümâme adında bir kızı vardır ki, bu kızın annesi Selmâ bint Umeys’tir. Selmâ’nın kız kardeşi Esmâ bint Umeys, Ca’fer b. Ebû Tâlib’in eşiydi. Dolayısıyla Hz. Hamza, Hz. Ca’fer’le bacanak oluyordu.


Hz. Hamza, hicret ederken eşi Selmâ’yı ve kızı Ümâme’yi Medine’ye getirememişti. Mekke’den ayrılırken onlarla vedalaşmış, hicretten sonra onları tekrar göremeden şehit olmuştu. O şehit olduğunda Selmâ ve Ümâme henüz Mekke’de idi. Hz. Peygamber (sav) Kazâ Umresi’nden sonra ashabıyla Mekke’den ayrılırken Hamza’nın kızı Ümâme: “Amca! Amca!” diyerek Hz. Peygamber (sav)’in arkasına düşmüş, o da Ümâme’yi alarak Medine’ye getirmiştir. Selmâ, Hamza’nın şehadetinden sonra Üsâme el-Leysî ile evlendiğinden Ümâme, muhtemelen amcası Abbas’ın himâyesinde kalmıştır. Anne ve babasız kalması kendisine ağır gelmiş olacak ki Hz. Peygamber (sav)’i gördüğünde ağlamaya başlamış ve ona sığınmıştır. Medine’ye getirildiğinde çocuğun bakımını üstlenmek için Zeyd b. Hârise, Hz. Ali ve Ca’fer b. Ebû Tâlib arasında anlaşmazlık çıkmıştır. Zeyd ile Hamza’yı Hz. Peygamber (sav) kardeş ilan etmişti. Zeyd, manevi kardeşinin yetimini sahiplenmek isterken Ali ve Ca’fer ise amcalarının kızını evlerine götürmek istiyorlardı. Ancak Hz. Peygamber (sav), Ca’fer’in hanımı Esmâ, Ümâme’nin teyzesi olduğu gerekçesiyle onun bakımını Ca’fer’e vermiştir. Daha sonraki yıllarda Hz. Ali, Hz. Peygamber (sav)’e amcasının güzel kızı Ümâme ile evlenmesini teklif etmişse de Hz. Peygamber (sav), Ümâme’nin sütkardeşinin kızı olduğunu ve süt kardeş kızı ile evlenmenin haram kılındığını söylemiş ve onu Mahzûmoğullarından bir şehit oğlu olan Seleme b. Ebû Seleme ile evlendirmiştir. Böylece iki şehid çocuğu bir araya gelip yuva kurmuşlardır.


Hz. Peygamber (sav)’in bu uygulamaları, yetimleri koruyup gözetmek isteyenlere önemli bir mesaj niteliğindedir. Bu tür erdemli örneklere günümüzde çok ihtiyaç vardır. (Not: Bu makale EKEV Dergisi sayı: 44’de yayımlanmıştır.)