ANKARA’DA BİR GÖNÜL MİMARI Muhterem Hacı Gedikli Ağabeyimiz

Yazdır

Ankara, yaklaşık otuz yılı aşkın bir süredir bize kucağını açmış bir şehir. Zaman zaman ayrılsak da kendisinden, sonunda yine bize kollarını açan şehir. Kimilerine göre bürokrasinin gri yüzünü yansıtan, durağan ve sıradan, kimilerine göre fırsatların ve imkanların başkenti. Bu şehir öyle İstanbul gibi, ne istediğinden emin olanlara, ne isterse istesin veren bir yer değil, evet. Gerçekten diğer büyükşehirlere nazaran belirli bir nizamı olan, belki biraz resmi, belki biraz soğuk. 


Çizdiğimiz tüm bu gri tabloyu dağıtan, rengarenk bir hale sokan, insanı bu şehre sıkı sıkıya bağlayabilecek bir sebebi paylaşalım istedik sizlerle bu ay. Şu an yoğun bakımda olması sebebiyle, bir gönül mimarından bahsedip, iklimine girelim istedik. 


Ankara’yı bilenler Yenimahalle semtinde farklı mimarisi ve rengi ile dikkat çeken Sami Efendi Külliyesi’ni hatırlarlar. Gidenler çok defa müşahede etmişlerdir ki, külliyenin bulunduğu bölgede adeta farklı bir çekim gücü vardır. Manevi atmosfer sizi anında sarıp farklı bir iklime götürmektedir. Hele bir de Muhterem Hacı Gedikli Hocamızı ziyaret edebildiyseniz, Ankara’ya neden bağlandığınızı, neden bu kadar Ankara tutkunu olduğunuzu, aynı duygulara sahip birisi olarak çok iyi anlayabiliyorum.


Genel olarak sert mizaçlı bir yapısı olduğu söylenir. Fakir, sert mizaçlı olduğunu bir türlü kabullenemedim. Gözleri ile gülümsemesine şahit olup da, sert mizaçlı olduğunu söylemek ne kadar doğrudur bilemiyorum. Fakir ile aynı düşünceye sahip olanların sayısının da bir hayli fazla olduğu noktasında şüphe taşımamaktayım. 


Yalnızca, yüklendiği ağır manevi sorumluluğun verdiği ciddiyet yüz hatlarına yansıyor sanki. Ancak celali yüz ifadesinin altında cemali bir ruh taşıdığı da anlaşılamayacak kadar zor değil zannımca.  Kendileri ile sohbet etmek ayrı bir haz veriyor insana. Bazen Zat-ı Alileri konuşurken, içinizden engel olamadığınız bir ses, bunca farklı konu hakkında nasıl bilgi sahibi olabilir, güncel konulara bu kadar nasıl hakim olabilir diye beyninizi kemiriyor. Ancak bir süre sonra alışıyorsunuz bu duyguya, zira aklınızdan geçirdiğinizi bazen doğrudan yüzünüze söyleyiveriyor, bazen de ima ediyor. 


Hiçbir gerekçeniz olmadan kapısını çaldığınızda, uygun iseler öylece girip oturuveriyorsunuz. Hacetinizi anlatmanıza gerek yok. Çünkü kendileri bir iki dakika içerisinde sizin bir şey söylemenize gerek kalmadan, oraya o an gitmenize sebep olan konuya ilişkin öyle güzel açıklamalar yapıyor ki, boş olarak girdiğiniz kapıdan ağzına kadar dolu olarak çıkıveriyorsunuz. 


Eminim kendileri ile birçok farklı ve güzel anısı olan belki imkan olmadığı için belki de özel kalmasını istediği için anlatmayan yüzlerce insan var. Fakir dahi şöyle bir iki dakika düşününce,  yaşadığım ya da dinlediğim onlarca anı, şu an taptaze zihnimde. Ancak bunları belki farklı bir yazıda sizlerle paylaşmak niyetiyle son sözümüzü söyleyelim.

Bir Allah dostunu nasıl tanırsınız sorusunun en güzel yanıtı sanırım, Allah Rasulü Efendimizin (SAV), ”En hayırlı dost kimdir?” diye sorulan soruya verdiği cevabında gizlidir;


“Gördüğünüzde size Allah’ı (C.C.) hatırlatan, konuşması ilminizi artıran, ameli de size ahireti hatırlatandır”. 


İşte biz bu sebeple kendisini çok sevdik, bu söz gereği kendisine bir anda bağlandık ve bu söz gereği dolduramadığımız boşluğu deruni bir sızı bıraktı içimizde... Zira ben, biz, onlar, Zat-ı Alilerini görünce, insanı hafif hafif okşarcasına tokatlayan sohbetini dinledikçe, ibadet aşk ve şevkini gördükçe, kendimize çeki düzen verme gayreti içerisine giriyor, hakiki hayat gayemizi hatırlıyoruz. 


Rabbim böyle güzel insanların sayısını arttırsın, uzun ömürler versin ve başımızdan eksik etmesin. Biliyor ve inanıyoruz ki, kendileri sevgiliye kavuşma arzusu ile yanmakta ve dar-ı bekaya irtihali, Mevlana gibi şeb-i aruz olarak görmekteler. Ancak bizlerin kendilerinin rahle-i tedrisinde kat etmemiz gereken daha çok uzun yolumuz var. Rabbim Şafi ismi hürmetine kendilerine acil şifalar bahşeylesin ve sevenlerine bağışlasın inşaallah.


Bu yazı ne Muhterem Hacı Gedikli Hocamızı anlatabilir, ne kendilerine olan sevgimizi... Ancak bu ay amacımız, kısa da olsa, bir iki cümle ile de olsa, siz değerli gönül dostlarımıza halihazırda yoğun bakımda olan, Muhterem bir Büyüğümüzün, Ankara’nın gönül mimarlarından olan Hacı Gedikli Ağabeyimizin, durumundan haberdar olmanızı sağlamaktı. Bu vesile ile Zat-ı Alilerine, çok ihtiyacı olan sevenleri adına, dua etmenizi istirham ediyoruz.