Tesettür Bir Kimliktir

e-Posta Yazdır PDF

Tesettür ve örtünme sadece insana mahsus ve insanı diğer canlılardan ayıran bir güzelliktir. Hayvanlar için böyle bir şeyden söz etmek mümkün değildir.  Tesettür, iffet ve hayânın, ahlak ve faziletin bir göstergesidir. Hayâ ve edebin insanların üzerine bu kadar uyan ve yakışan çok erdemli bir davranış olduğundan şüphe yoktur. Tesettür ve örtünme her şeyden önce fıtri bir ihtiyaçtır. Ta Hz Âdemden beri var olan örtünme, Müslümanların nazarında sadece bir korunma değil, her şeyden önce Allah’ın bir  emridir. Bu nedenle onun, her ibadette olduğu gibi bildiğimiz veya bilmediğimiz birçok hikmetleri ve faydaları söz konusudur.           


Yüce Allah(c.c.) buyuruyor ki:

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur.  Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”(Ahzap,59)


İnsan kendisini, kardan kıştan, soğuktan ve sıcaktan birçok tehlikeden korumak için nasıl ki gerekli tedbirleri alıyorsa tesettür hususunda da namusunu, iffet ve hayâsını muhafaza etmek için tedbirler almalı; özenle tesettürün zarafetine, nezafetine bürünmeli. Evlerimizi inşa ederek sıcak ve korunaklı bir yuva kurma gereği niye duyarız? Çünkü insan korunmaya muhtaçtır, ne kadar toplumun bir ferdi olsa da, toplumla iç içe yaşamak mecburiyetinde bulunsa da kendine ait özelleri vardır. O özeller ve mahrem haller gizlenmeli ve kendisine helal olanların dışında kimseye açık olmamalı. Hırsız, arsız, namussuzun varlığını da hesap etmeli.  Kimin eli kimin cebinde,  kimin gözü kimin namusunda belli olmayan, güvenin olmadığı, inisiyatifin kötü niyetli insanların eline geçtiği bir toplumda huzur içerisinde bir hayat sürmek mümkün değildir. 


Yine tesettürün önemiyle ilgili başka bir ayeti kerimesinde yüce Allah, bizleri şöyle uyarıyor:

“…Eğer(Allahtan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Maruf üzere, uygun,  ciddi ve ağır başlı bir şekilde konuşun!  Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın! Namaz kılın, zekâtı verin, Allah ver Resulüne itaat edin! Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.” (Ahzap,32-33)


Bu ayeti kerime Peygamber’in hanımlarının sahip oldukları mükâfatı, Allah’ın lütfu yanında kendilerinin de önemli bir katkısına bağlanmıştır. Bu emirle bütün Müslüman kadınların şeref ve haysiyetinin, vakar ve ciddiyetinin korunmasının nasıl sağlanacağını bildirmiştir. Bu sadece örtünme ile değil, başkalarıyla konuşmanın edep ve adabından tutun ses tonlarının ayarlanmasına,  zaruret olmadıkça dışarıya çıkılmamasına kadar bir sürü önlemi içermektedir. Zira bu, korunmaya daha yakındır. Böyle olunca birilerinin dil uzatmasına, kötü söz söylemesine, kötü düşünce ve fikirlere kapılmasına da engel olunmuş olunur.  Peygamberimizin(s.a.v.) buyuruyor ki: “Kadın örtülmesi gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker”(Tirmizi, Rada ,18)  ayrıca bununla beraber erdemli olmak her hususta gereklidir. Buda takva ile mümkündür.


Tesettür Özgürlüktür


Arap toplumunda örtünmek adet değildi. Cahiliye toplumunda kadına hürmet edilmez hak ettikleri değer verilmezdi. Cehalette alabildiğine ileri giden bu toplum, kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyor, kadınları bir eşya olarak görüyor, kullanılıp atılacak bir paçavra olarak algılıyordu. İslam ise kadına hak etmiş olduğu değeri vermenin yanında onun ismet ve iffetini korumanın yollarını da göstermiştir. Tesettür kadına verilen kıymetin en önemli göstergelerinden biridir.


Hz Ayşe(r.a.) buyuruyor ki:

“Ensar kadınlarına ,Allah rahmet etsin, bu, “ Ey peygamber hanımlarına, kızlarına bütün müminlerin kadınlarına da söyle…” (bknz Ahzap,59) ayeti indiğin de kadınlar mırtlarını yardılar, onlarla başlarını sardılar da Resulüllah’ın arkasında  öyle namaz kıldılar, sanki başlarında karga varmış gibi…”


Evet, Tesettür bir mesajdır; o günün cahiliye toplumunda olduğu gibi bugün cehaletini medeniyet kılıfıyla gizleyen cahillerin, sapkın ve sapıkların; şehvet ve nefis pereselerin gözlerine sokarak hürriyet sahibi olduğunuzun, köle ve cariye olmadığınızın mesajıdır.  Tesettür cahiliye döneminde hür olmanın işaretiyken bugün bağnazlığa ad koydular onu. O gün hürriyetleri elinde olmayanlara sarkıntılık edenler bugün, örtümüze dil uzatma cesaretini göstererek ona hakaret ediyorlar salyalarını akıta akıta.  Onun için “Tesettür kimliktir” dedik. Kimliğinizi sormasalar da gösterin. Çünkü kimliksiz yaşamak en tehlikeli yaşam şeklidir. Herkes haddini bilsin diye gösterin normal hayatın akışı içerisinde… Sizi görenler kadınlık kimliğinize değil, Müslüman kimliğinize bir daha, bir daha baksınlar. Kafa ve düşüncelerindeki düşmanlıklarını eyleme dönüştürme hususunda kararlarını yeniden gözden geçirsinler. 


Tesettür incinmemek ve incitmemek içindir; o olunca üzerinizde ne Allah’ı ne Peygamberi ne insanları; ne de kendinizi incitmiş olursunuz. O olunca şeref ve haysiyetinizi korumuş olur,  güzel olanı kendinize ve eşinize saklamış olursunuz. Onun güçlü mesajıyla kem gözleri eğdirirsiniz yere, onlar eğince düşmanlıklarını, siz dirilirsiniz. Siz Rabbinizle ve kulluğunuzla meşgul olursunuz.


En güzeli de Takva Tesettürüdür


Her şeyi hikmet üzere yaratan, insanı bütün güzelliklerle donatan Allah, insanın bu özelliklerini ve güzelliklerini kendisine ibadet ve itaat ederek korumasını emretmiştir. Namaz, fuhşiyat ve münkerata  karşı tesettürken,  zekat  fakirin hakkının çiğnenmesine kilit, malın temizlenmesine kapı; hac kirlenen kalplere cila, fitne  tohumlarını  eriten kezzap, birlik ve beraberliği tesis eden harç, ümmet bilincini  uyandıran ruh;  kurban  Rab’den uzaklaştıracak  her şeye karşı bir örtü, O’na  yakınlaşmaya bir yol ve yordamdır. İşte bu yönüyle tesettür sadece bir örtünme değil, eylemdir.  Hem bir hak hem de ahlak kavramıdır.  Bir ismi de Settar olan Allah, insanın günah ve ayıplarını örttüğü gibi kuluna da hem başkalarının ayıp ve kusurlarını hem de başkaları için ayıp olan yerleri örtmesini emretmektedir.


Hz Adem’den beri var olan örtünmenin nice çirkinlikleri örteceğini yüce Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor: 


“Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi (takva ile kuşanıp donanmak) ise daha hayırlıdır.  İşte bunlar,  Allah’ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar.” (Araf, 26)


Bu ayeti kerimede en önemli olanın takva elbisesi olduğuna özellikle vurgu yapılıyor.  Çünkü Allah korkusu günahlara karşı en büyük zırhtır. Tesettür, takvayla gerçek anlamına kavuşabilir. Tesettürün aslı; Allah’a karşı gelmekten sakınmak, şekillerden çok o şekillerin ihtiva ettiği anlamı kalben yaşamaktır. Bir insan örtünmesine rağmen diğer ibadet ve itaatlerine devam etmiyor, yalan ve günahla hayatını geçiriyorsa, kısacası; vücudunu elbiselerle örttüğü gibi kalbini ve gönlünü günahlara kapalı, Allah’a açık bir hale getiremiyorsa, o açık ve ulu orta ki haliyle şeytanın tuzağına düşmüş, erdem ve değerlerini kayıp etmiş demektir. Takvayı giymeyen bir insanın ya giydiği tesettür onu günahlardan uzaklaştıramaz ya da Allah’ın emrettiği tesettürü değil, nefsinin hoşuna giden giyinme tarzını tesettür zanneder. Allah, kalplerdekini en iyi bilendir. Örtülerin altındakini de üstündekini de hakkıyla bilen yine O’dur. Takva, kalplerde ki Allah tan korkmanın bedende tesettür, gözlerde harama bakmamak, kulaklarda haramı işitmemek, ayaklarda harama yürümemek, dillerde fahiş ve kötü sözleri söylememek şeklinde kendini gösterir. 


Tesettür, fıkıh teriminde şer’an örtülmesi gereken, erkeklerde göbekten diz kapağı altına kadar, kadınlarda ise el, yüz ve ayakların dışında bütün vücudu kapsar. Bu bağlamda tesettürü sadece başı örtmekten ibaret görmek onu eksik anlamaktır. Adına ne denirse densin, bugün isim olarak kullanılan başörtüsü veya türban sadece tesettürün bir kısmıdır. Belki Müslümanların bedel olarak ödedikleri, özgürlüklerin onun üzerinden kısıtlandığı,  mazlum Müslümanlar, mücadelelerini onun gölgesi altında yapmış olmaları nedeniyle farklı bir yeri ve değeri vardır. Ancak ifade ettiğimiz gibi tesettürden söz etmek için bütün vücudun örtünmesi gerektiğini ele almamız gerekir. 


Şeffaf vücut hatlarını gösteren veya belli eden bir örtünme şekli tesettür sayılmaz.  Bu bağlamda tesettür bir aksesuar değil, Allah’ın emri olan itaat ve boyun eğme şeklidir. Dolaysıyla o itaatin makbul sayılması Allah’ın emri Peygamberinin talimatları doğrultusunda olması gerekir.


Tesettür, ifşa ve gösteriş aracı olarak kullanılır duruma geldi günümüzde maalesef.  Yani örtüler amacının dışında bir gösteriş aracı ve dikkat çekme ve beğenilme sebebi olarak algılanır oldu. Sokaklar örtünen insanlardan çok örtüleriyle ve kıyafetleriyle bir podyumu andırmaktadır.  Niye ve neden örtündüğünü bilmeyen insanların, o örtünün altında yaptıkları ahlak dışı davranışlar insanın hem vicdanını incitmekte hem de İslam’a zarar vermektedir. Zira görüyorsunuz tesettürlü olduğu halde kol kola erkeklerle sarmaş dolaş gezen, tatillerde sahil beldelerinde “tatildir, normaldir” anlayışıyla İslami olmayan, o azıcık örtülerini dahi bir kenara itmekten çekinmeyen kızlarımızı. Ahlak dışı konuşmalarıyla, iffet ve hayâdan uzak, hal ve hareketleriyle tesettür dedikleri şeyi değil, nefisleri ve şehvetlerinin bayraktarlığını yapıyorlar böyleleri. 


Örtünmüş Çıplaklar


Peygamber’imiz(s.a.v.) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:

“Cehennemliklerden henüz görmediğim (daha sonra ortaya çıkacak) iki gurup vardır: Bunlardan biri, sığırkuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluktur. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen,  başkalarını da kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremezler. Hatta onun çok uzak mesafeden hissedilen kokusunu dahi alamazlar.” (Müslim, cennet,52)


  Başka bir hadisinde ise şöyle buyuruyor:

“ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Bunları lanetleyin, çünkü onlar lanetlenmişlerdir.” (Müslim, Libas, 125)


Evet, bu gibi insanlar giyinik çıplaklardır. Bakışları üzerlere çeken bin bir türlü renkte başörtüleri, o örtünün altında deve hörgücü dediğimiz topuzlar, bunun altında sımsıkı kot pantolonlar,  vücut hatlarını belli eden incecik bluzlar yırtmaçlı etekler, uzun topuklu ayaklarla adeta erkeklerin kalplerini döve döve, kıvırta -kıvırta yürümeler; kaş ve gözlerin boya ve cilaları, hele hele konuşmalara bütün vücut hatlarının iştiraki,  kelimelerin belini kıra kıra sarf edilen cümleler, adeta “ben buradayım bana bir bakın” dedirtmiyor mu? Bakışlara kilit vuran, onları geri püskürten değil, bir “bakan’ı” bir daha bir daha baktıran bu tesettür şekli İslam’ın asla kabul edeceği bir giyim tarzı değildir. Böylelerini Yüce Resul, giyinmiş çıplaklar olarak nitelendiriyor. 

Ana Babalar Dikkat!

Çocukların giyim kuşamlarında anne ve babaların rolü çok büyüktür. Zira her çocuk ilk önce anne ve babasını model olarak kabul eder. Zamanla çevrenin etkisiyle görüşlerinde ve düşüncelerinde değişimlerin olacağı gibi, doğal olarak giyim kuşamlarında da farklı düşünceler söz konusu olabilecektir. Bu nedenle evlatlarımıza hem iyi bir rol model hem de iyi bir rehber olmalıyız. Onları çevrenin, çarşının pazarın, televizyon ve bilgisayar gibi iletişim araçlarının insafına bırakmamalı, maddi ihtiyaçlarını giderdiğimiz gibi manevi boşluklarını doldurmalıyız. 


Tesettürü, namazı niyazı,  ibadet ve itaati yapacak işi olmayan,  emekli olan, yaşı iyice ilerlemiş büyüklerin görevi gibi algıladığınızda, anne ve babalar olarak siz, cennete talip olurken evlatlarınıza ateşi teklif etmiş olursunuz. Siz tesettürünüzle korunurken evlatlarınızı acımasız zamanın kucağına atmış bulunursunuz. Öyle ki! Sakallı sakallı, nur yüzlü görünen dedelerin ve babaların,  belki beş vakit namazında niyazında olan yâda örtüsüne dikkat eden anne ve ninelerin yanlarında, açılıp saçılmanın sınırlarını zorlayan kızları, torunları ve yakınlarını onurla gururla gezdirmelerine her gün şahit oluyor, bu ne perhiz bu ne lahana, demekten kendimizi alamıyoruz. “Sözüm geçmiyor, zamane evladı” asla bir bahane değil. 


Anne ve babalar! Sesinizin gür çıktığı, sözünüzün evlatlarınızın zihinlerinde tesir bıraktığı zamanları iyi değerlendirin. Yoksa iyice yaşlandığınız, Hayatın yorgunluğunu da sırtınızda hissettiğiniz de çocuklarınız birileri tarafından zaten eğitilmiş, iş işten çoktan geçmiş olur. O zaman sırtlarına zorla giydirdiğiniz örtüleri takmaktan utanır, toplumdan tecrit edilmiş hissederler kendilerini.  

Tesettür Ne Değildir?  

Tesettür, sadece ojesine, cilasına ve boyasına yetişemeyen, yüzlerindeki buruşukluğu bunlarla kapatamayan, artık manikürünü ve pedikürünü yapamayacak duruma gelen, yaşları iyice ilerlemiş ne anne ve babaların nede köylü ve hizmetçilerin çaresiz başvurdukları bir şey değildir. Örtü patron hanım efendi diye adlandırılan, boyalı cilalı, açık ve saçık zenginlerin hizmetini gören; falanca makam sahibinin çayını yapan,  filanca patronun odasını temizleyen hanımefendilerin takması gereken bir iş elbisesi hiç değildir.  Kısaca örtü ayak takımının değil baş olmanın ve büyüklüğünü, şerefini ve haysiyetini muhafaza edebilenlerin rütbesidir. Müslüman kadının simgesidir. Örttü bir kimliğin göstergesidir. Mesajdır, nasihattir. İmanın dışa yansımış şeklidir. Örtü emri ilahiyi anlamak ve anlamlandırmaktır. Örtü ‘sen kimsin’ sorusu karşısında ‘ben bir Müslümanım’ cevabıdır. Örtü, ‘bana sakın nazar etmeyin çünkü benim sahibim var, bani ve seni kayıt eden biri var, benden ve senden hesap soracak gerçek hüküm sahibi Allah var’ mesajıdır.


Bugün Batı ve haçlı zihniyeti bizi, kendi değerlerimizle vurmak için nice planlarını uzun zamandır devreye sokmuş durumda. Bunun adına medeniyet dedi. Moda dedi. Hürriyet dedi. Kadın erkek eşittir dedi. Çünkü bu daha kolay ve etkili yöntemdi onlar için. Başarılı olmadılar diyebilir miyiz? Biz İslam’a göre bir tesettür anlayışına sahip olamayınca bize sunulan bu şatafatlara boyun eğip, gayri Müslümlerin inandığı gibi yaşamaya, onların giyindiği gibi giymeye başlar olduk. Tesettürü bile moda anlayışına kurban ettik. Hâlbuki İslami bir tesettür, tabiri caizse, modası hiç geçmeyen, modeli yüce yaradan tarafından çizilen, işlev ve özelliğini kıyamete kadar devam ettirecek olan bir örtünme şeklidir. 

Gözlere Tesettür Giydirmeli 

“Kimin gözü bir kadının güzelliğine takılır da hemen gözünü ondan çevirirse, Allah ona kalbinde halavetini hissedeceği bir ibadet sevabı ihsan eder”. (Ahmet, heysemi)

İlk önce gözlere tesettür giydirmeli; başları indirmeli, bakışları gizlemeli. Sokakta, çarşıda, pazarda gördüğünüz, günaha adeta davet eden, manzaralar nedeniyle başınızı yere eğdikçe kalbiniz doğrulur. Başları kaldırdıkça edep ve iffet sancağınızı indirmiş olursunuz imanın burçlarından. Nefsin ve şehvetin ağzını kapatmalı, şeytanı alt etmeli. Allah ayetinde ilk önce bakışları terbiye eder sonra bakılacak şeyi… Ne bakarak günaha davetiye çıkarmalı ne baktırarak… Kalbi,  kötü niyetli bakışlar nedeniyle gelecek oklardan korumalı. Onu takva kalıbına sokmalı. Başkalarının bakmalarına demelerine değil Rabb’inin seni nasıl görmesi gerektiğine yoğunlaşmalı.


Göz bakınca o nazardan kalbe bir hücum başlar. Bu hücum ve saldırılar karşısında kalbin nuru zayıflar, kalpteki Allah korkusu azalır.  Allah korkusu kayıp olunca her herşey meşru  ve normal bil hal alır. Günahın kendisi bizzat yasaklandığı gibi günaha götüren her şeyde yasaklanmıştır yüce dinimiz İslam’da. Bakış zina için bir kapı ve giriştir. Bu nedenle Allah, “zinaya yaklaşmayın” buyuruyorken oraya gidecek kapıları kapatın buyurmuş oluyor.  Peygamberimiz(s.a.v.) ise bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:


“Harama bakış iblisin zehirli oklarından bir oktur. Her kim Allah korkusu sebebiyle bunu terk ederse Allah ona kalbinde halavetini hissedeceği bir iman bahşeder.” (Hakim)


Gözlerin sakınılması sadece erkekler için değil kadınlar içinde bir emirdir. Erkekler gözlerini namahremden sakındıklarında hem kadınların iffetlerini korumuş olurlar hem de kendi iffetlerini…  Bu hususta yüce Allah buyuruyor ki “Mümin erkeklere söyle gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir.”(Nur, 30) yine bir ayette de: 


“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka süslerini göstermesinler.  Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları,  kız kardeşlerinin oğulları kendi kadınları,  hizmetlerinde bulunan köle ve cariyeler,  cinsel arzu taşımayan ve ailede barınan erkekler,  kadınlarının cinselliklerinin farkında olmayan çocukların dışında kimseye süslerini göstermesinler yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler hepiniz Allah’ tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!”  (Nur,31) buyuruluyor.


Sahip olduğu değerleri ve kıymetleri bilmeyenler kendilerine ait olan şeyleri ifşa etmekten de çekinmezler.  Her meyvenin bile kendine ait örtüsü kabuğu vardır. Soyulan meyve zamanla dış etkenler nedeniyle bozulur güzelliğini ve özelliğini kayıp eder. Kadının erkeğe göre yaratılış itibariyle daha cazip ve etkileyicidir. Nazenin bir çiçek ve cevher kadar değerlidir. O,  Neslin devamı için çok kıymetli bir eğitmen ve muallimdir. Bu nedenle kadının ziynetlerini ifşa etmesi, güzelliğini herkesle paylaşması yetiştireceği neslinde bozulması ve yozlaşmasına neden olur.   Yaşadığımız asır, bize ahiretsiz bir hayatı vaat etmektedir. Kadını bir meta haline getiren yüzyılın çarpık anlayışı, kadını adeta vitrin de bir aksesuar haline getirdi. Reklam aracı olarak gördü.   Bunu kadın bile bile ve isteyerek kabul etti. Başkaları için her yolu meşru gören, desinler için giyim ve kuşama bürünen bunun adına, ister tesettür desin, ister demesin, zilleti kabul etmiş,  neslini heba etmek pahasına şehvetinin kurbanı olmuş demektir.


“Kim dünyada şöhret için elbise giyerse, Allah ona kıyamet gününde zillet elbisesi giydirir. Sonrada onu cehennemin ateşlerinde yakar” (Ebu Davut, Libas, 5)

Eşleriniz Sizi de Örtmeli 

Yüce Allah buyuruyor ki;

“…onlar sizin için bir örtüdür, elbisedir; sizde onlara örtü, elbisesiniz…” (Bakara,187)


Bir kadın tesettüründen taviz verdikçe ‘helalinden’ uzaklaşmış, eşinin hakkını başkalarıyla paylaşmış olur. İşte aile huzursuzluğun başlıca sebeplerinden biri de budur. Gözü dışarıda olanın gönlü evinde ve yuvasında olur mu?  Mümin erkek ve kadınlar birbirlerinin örtüsü olarak nitelendiriliyor yukarıdaki ayeti kerimede. Yani hanım erkeğin erkekte hanımın gözünü ve gönlünü haramlardan sakındıracak,  açık yerlerine yama olacak. Sevgiyse ihtiyacı; koşacak. Saygıysa, gösterecek. Kötü günde beraber olmayan eşin, iyi günde yanında olması pek anlam ifade etmez kanımca.  Ev yaptığı yuva kurduğu gibi huzuru da kuracak. Sıcaklığı da hissettirecek. Eşlerin birbirlerine karşı, görev ve sorumlulukları vardır.  Kimse sorumsuz ve başıboş değildir İslam’ın ön gördüğü evlilikte. Erkek, kadının yaratılış özelliklerini dikkate alarak maddi, manevi ve cinsel ihtiyaçlarını gidermeli. Başka yerlere gözünü dikmemeli.  Kadın da erkeğinin malının mülkünün ve namusunun bekçiliğini yapmalı, erkeğinin cinsel ihtiyaçlarını gidermede isteksiz olmamalı.  Bugün en güzel elbiselerini düğünde dernekte gezide çarşıda pazarda giymek için bir tarafta saklayan, evde ve eşinin yanında pejmürde kıyafetleri tercih eden bakımsız kadınlar bundan sorumludur. Kadının güzelliği evine, erine aittir. Buda hem neslin hem de nefsin korunması için önemlidir. Elbette ki kadın ve erkek gösteriş ve riyaya kaçmadan mahrem sınırları aşmadan tesettürü göz ardı etmeden dışarda da güzel giymeli. Ama bunun ölçüsünü aşmamaya dikkat etmeli.  


 Ey bizi muhatap alarak değerli ve kıymetli hale getiren Allah’ım! Ört bizim günahlarımızı! Ört bize verdiğin kıymet ve değerlerimizi! Örtemediklerimiz/ örtünemediklerimiz nedeniyle affınla ört! Settar isminle ört! Tevvap isminle ört!  Rahman ve Rahim isminle merhamet et! Örtündüğümüzü zannedip ifşa ettiklerimizi geri ver bize!  kayıp ettiklerimize kavuştur bizi. Bizi bize ver, ancak bizi bize bırakma. (Amin)

Selam ve dua ile…